Canon Daddy

Canon Daddy
@CanonDaddy
- Bazı rahibeler, eğitimin dışında yoksullarla da ilgilenerek toplumsal bir güç de kazanmışlar değil mi? - Bu gibi işlerle daha çok manastırlara kapatılmayan rahibeler ilgilenmiş. Aslında hayır işleri Katolik kadınlar, "koruyucu azizeler" tarafından yürütülüyor. Bu kadınlar yoksulları ziyaret ediyor, hastalara bakıyor, hastanelerde ölenlerin gözlerini kapatıyorlar. Tabii bu hayırsever kadınlar, hem güç hem de toplumsal deneyim kazanıyorlar. İşlerini ciddiye aldıklarında (çünkü bu işleri sıkıcı bulan ve yoksul evlerin titreyen basamaklarını tırmanmaya asla yanaşmayan kadınlar da var!), zamanla "yoksulluğun bilimine" vakıf oluyorlar. 19. yüzyılda aşevleri açıyor, hayırseverliğin daha laik şekli olan sosyal yardım kurumlarının gelişimine katkıda bulunuyorlar. Bazı sanayicilerin eşleri, kocalarını işçilerin içinde bulunduğu sefalet konusunda uyarıyorlar. - Özetle sosyal yardım, kadınların bu çalışmalarından doğuyor. - Kesinlikle. Tıp, sosyal haklar ve psikoloji alanlarına da el atıyorlar. Dernekler kuruyor, yardım dernekleri yararına kullanılmış eşya satışları düzenliyorlar ve bazen bunlara çok geniş katılım sağlayabiliyorlar. Böylelikle kadınlar ekonomik yaşama da adım atmış oluyorlar.
Tarih
Reklam
"cadılıkları doğrulananlara ", şeytanla gönüllü olarak işbirliği yaptığından şüphelenilenlere en ufak bir acıma gösterilmiyordu. Günahlarının kanıtlanması için sıkça uygulanan bir yöntem vardı. Kadınlar boyunlarına taş bağlanarak nehre atılıyorlardı. Eğer boğulurlarsa, masum olabilecekleri düşünülüyordu. Yok, eğer su yüzüne çıkarlarsa, bu şeytanla anlaşmaları olduğunun bir kanıtı olarak kabul edilir ve diri diri yakılırlardı. Bedenlerinden geriye hiçbir iz kalmamalıydı. 16. ve 17. yüzyıllarda, İngiltere'de, Fransa'da, Almanya'da, Bohemya'da, Polonya' da binlerce kadın böyle yakıldı.
Tarih
- Peki ya genç yaşta dul kalmış bir kadın evlenmek isterse? - Bu hiç de hoş karşılanmıyor, kadın eşini aldatmış gibi bir izlenime kapılıyor herkes. Tabii dul kadın çok gençse ve yeterince uzun süre beklerse bu durum kabullenilebiliyor. Ancak belirli bir yaşa gelmişse aile kabul etmiyor, çocuklar deliye dönüyorlar. Burada da utanç verici bedensel istekler konusu gündeme geliyor. Belirli bir yaşı aşan kadınların cinsel isteklerinin olması, o dönemlerde delilik gibi algılanıyor. Ahlak da kilise de böyle bir şeyi yasaklıyor.
Tarih
- Gebelikten korunmanın bir yolu da cinsel perhiz değil mi? - Evet ve çift, çocuk sahibi olmak istemediğinde bu yöntem de çok sık uygulanıyordu. Erkekler eşleriyle yatmayı bırakıp, çiftlikteki hizmetçilere, şehirde tanıştıkları kadınlara ve tabii ki hayat kadınlarına gidiyorlardı. Erkekler için cinsellik hep iki ayrı düzlemde ilerlerken, kadınların her zaman tek bir düzlemi olmuştur. Burada cinsel istek duymayan, hatta cinsel yönden soğuk kadınlarla ilgili söylemin üzerine yatmak kolaydır. Oysa erkeklerde ereksiyon denetlenemeyecek bir dürtüdür ve meni ırmaklar gibi çağlayan çok kıymetli bir sıvıdır... Dolayısıyla da onlar için bir şeyler yapılması gerekir!
Tarih
17. yüzyılda, günah çıkaran papazların "köylerimize kadar" yayılan "karanlık sırlar" diye tanımladıkları dışarı boşalma çok yaygın olarak uygulanıyordu. Kilise tarafından kesin olarak yasaklandığı herkesçe bilinse de, pek kulak asan yoktu. Kadınlar için iyi koca "dikkat eden" kocaydı. Böyle bir kocası olmak kadınlar için onurlandırıcı bir şeydi çünkü kadın "beni seviyor, beni koruyor, kendini tutmasını biliyor" diye düşünüyordu. Koca dikkat etmiyorsa, kadın mutsuz oluyordu.
Tarih
Reklam