- Bazı rahibeler, eğitimin dışında yoksullarla da ilgilenerek toplumsal bir güç de kazanmışlar değil mi?
- Bu gibi işlerle daha çok manastırlara kapatılmayan rahibeler ilgilenmiş. Aslında hayır işleri Katolik kadınlar, "koruyucu azizeler" tarafından yürütülüyor. Bu kadınlar yoksulları ziyaret ediyor, hastalara bakıyor, hastanelerde ölenlerin gözlerini kapatıyorlar. Tabii bu hayırsever kadınlar, hem güç hem de toplumsal deneyim kazanıyorlar. İşlerini ciddiye aldıklarında (çünkü bu işleri sıkıcı bulan ve yoksul evlerin titreyen basamaklarını tırmanmaya asla yanaşmayan kadınlar da var!), zamanla "yoksulluğun bilimine" vakıf oluyorlar. 19. yüzyılda aşevleri açıyor, hayırseverliğin daha laik şekli olan sosyal yardım kurumlarının gelişimine katkıda bulunuyorlar. Bazı sanayicilerin eşleri, kocalarını işçilerin içinde bulunduğu sefalet konusunda uyarıyorlar.
- Özetle sosyal yardım, kadınların bu çalışmalarından doğuyor.
- Kesinlikle. Tıp, sosyal haklar ve psikoloji alanlarına da el atıyorlar. Dernekler kuruyor, yardım dernekleri yararına kullanılmış eşya satışları düzenliyorlar ve bazen bunlara çok geniş katılım sağlayabiliyorlar. Böylelikle kadınlar ekonomik yaşama da adım atmış oluyorlar.