Eski çağlarda yaşayan kadınların çocuklarını kaybedince ağladıklarını biliyoruz ama ölen bebekler için geçerli değildi bu durum. Yeni doğan bebek kişiden sayılmasa da, kuşkusuz bir cinsiyeti vardı. Hatta bebek, cinsiyetinden ibaretti de diyebilirim. Bir "çocuk" değil, "bir kız veya bir oğlan" doğurulurdu. Oğlan doğurmak makbul sayılırdı. Kızlara o kadar değer verilmezdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yeni bilimsel gözlemler, erkeğin kadının içine küçük bir tohumcuk yerleştirmediğini ve kadının da erkeğin yerleştirdiği çocuğun büyüdüğü bir tarla olmadığını anlamamızı sağladı. Çocuk iki üreme hücresinin, yumurtanın ve spermin birleşmesinin ürünüdür.
- Erkeklerdeki şiddet davranışının mantıklı olduğu mu
düşünülüyor?
- Erkekte şiddet meşrudur ve erkeklik özellikleri arasında yer alır! Aynı çelişkiyi hep yaşıyoruz: Bize erkeklerin akılcı oldukları ve bu yüzden de kadınları hale yola getirip uslandırmalarının yerinde olduğu söyleniyor, buna karşılık diğer taraftan erkeksi güdüler (şiddet ve özellikle de cinsellik güdüsü) kontrol edilemiyor ve ortaya çıkar çıkmaz giderilmesi gerekiyor.
Kadınların kendilerinden bekleneni bu şekilde içselleştirmeleri çok eski zamanlardan bugüne kadar gelmiştir ve bu içselleştirme mutlaka çok küçük yaşta kızlara da aktarılır.
- Nasıl aktarılıyor?
- Örneğin küçük kızlar uslu olmaları, kavga etmemeleri, sakin kalmaları öğütlenerek "terbiye edilir". Genellikle kız çocuklarına aktarılan kadın imajı bütünüyle yatıştırıcıdır; kavga olumlanmaz, çocuklarda görülebilen normal şiddet davranışları yalnızca oğlanlara bırakılır. Bir kız fedakar ve teselli edici olmalı, boyun eğmelidir; erkek çocuk ise kendini kanıtlamalı, mücadele etmelidir. Oysa bırakılsa mücadele isteği kızlarda da vardır!