İnsan yaşamını başladığı andan itibaren kültürle, insanlarla, toplum içerisinde insanlara düşen rollerle, normlarla, normallerle etkileşim içerisinde bir yol yürür. Çoğu zaman fark etmez de tüm bu etrafında olup biten her şeyin onun kişiliğini karakterini ne kadar etkileyeceğini, aldığı kararlara nasıl dokunuşlar katacağını, bugün oluşturduğu kişilik anlayışıyla yaşamda varım dediği noktada aslında ne olduğunu.
Benzetme yapmak isterim. Bir hamur düşünmek lazım; içerisine çeşitli baharatlar, çeşitli Mayalar, farklı oranlarda farklı şekillerde malzemeler konularak hazırlandığında her biri bambaşka bir ürüne dönüşecektir. İnsanlarda da böyle. Ekmek yapacaksak, herkes tarafından benimsenen değer görmüş bir ekmek tarifi o toplum için oldukça kabul görecektir. Bu ekmek için de standart bir kültür robot ekmeği demek yanlış olmaz sanırım. Bu belki ekmeğe dışardan bakan biri için, ekmeği yüzeysel olarak algılayan biri için oldukça geçerli ve ‘istenilen’ görünür. Oysa ekmeğin bize haz verebilmesi için, o ekmeği tüketmekten keyif duymak için, öncelikle onu bilmek lazım. İçindekileri iyi ayırt etmek lazım, iyi anlamlandırmak lazım. İçine neleri koyduğunda bir insan için daha istendik ve doyum sağlayıcı bir ekmeğe dönüşecek o noktada da kişilere çok önemli farkındalıklar düşüyor. Belki birazcık dağınık şekilde anlattım. Konu insan olunca Metaforlar kullanmak tatmin edici görünse de yine de sığ kalıyor. Ama sanırım ben bu kitaptan almam gereken, kendime çıkarmam gereken önemli mesajı aldım. Hayatta sadece kendimi değiştirebileceğimi, kendi algımı değiştirebileceğimi, kendi düşünme biçimimi değiştirebileceğimi ve sonuç olarak da kendi hayatımı değiştirebileceğimi biliyor olmama rağmen etrafta olan biten durumlar, kişiler ve olaylara fazlaca sorumluluk verdiğimi ve aslında bunların
Gerçek ÖzgürlükDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20216,7bin okunma
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!…
Sayfa 206 - ‘Savaşçı’ kitabından bir alıntı·Kitabı okudu