Cansucancan

Cansucancan
@Canoser
Zaten ona asıl zor gelen susmak değil, kirli para ile ceplerini doldurmak için kendilerini mahvolmaya götüren bir yola sapmış bu iki genci etkileyecek, kurtaracak bir şey yapamamak idi. Onları sadece ikna kabiliyetiyle etkileyerek, ahlâk dışı davranışları üzerinde düşündürmek, birden bire vicdanlarının sesini dinler olmaya yöneltmek ve hayat tarzlarını köklü bir şekilde değiştirmek istese, bunu başaramazdı.
Tarih akışını devam ettirsin diye, bugün, yarın ve her zaman insan kalmak. Biz üç kişi nereye gidiyoruz? Bazıları, kendilerinin ve kendileriyle birlikte daha pek çok insanın yitip gitmesine sebep olacak bir zehri devşirmek için çaba harcıyor. Niçin, ne adına yapıyor bunu? Onları, varoluşlarının en değerli şeyini yitirmeye nasıl bir güç itiyor?”
Zaten ona asıl zor gelen susmak değil, kirli para ile ceplerini doldurmak için kendilerini mahvolmaya götüren bir yola sapmış bu iki genci etkileyecek, kurtaracak bir şey yapamamak idi. Onları sadece ikna kabiliyetiyle etkileyerek, ahlâk dışı davranışları üzerinde düşündürmek, birden bire vicdanlarının sesini dinler olmaya yöneltmek ve hayat tarzlarını köklü bir şekilde değiştirmek istese, bunu başaramazdı.
Üzüntülerini, sıkıntılarını biraz hafifleten tek şey asil bir dava peşinde olmasıydı. O, kaçakçıların faaliyetini öğreniyordu ve bunu basın yoluyla bütün topluma duyuracaktı. Bu şekilde nihayet halkın gözünü açacak, gayesi yitik gençleri, bu kötü yola sapan kimseleri kurtarmak olan bir ahlâk yoluna çağrı kampanyasını başlatacaktı. Bu kaçakçılığa bizzat katılmış olmasına dayanma gücünü, yalnız bu ışıklı perspektif veriyordu ona.
Tanrı’nın yarattığı insan olarak onun görevi, eski zamanlarda Hz. İsa’nın vaızlarını hayatları pahasına Afrika vahşilerine yaymaya çalışan misyonerlerin yaptığını yapmak değil miydi? Bütün tehlikelere rağmen onlar gibi yapmalıydı. Çünkü, amacı ruhları kurtarmak olanın kendini buna adaması gerekirdi. İnsan ancak kendi çıkarını unutarak başkalarının kalbine girebilirdi.