ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgâr aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felâketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felâketim olurdu ağlardım
Attila İLHAN
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şu dağlarda kar olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım
Şu yangında har olsaydım
Ağlatıp bizar olsaydım
Belki yaslanırdın bana
Mahpusta duvar olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım
Yine severmiydin beni
Simsiyah duman olsaydım
Şu yarada kan olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım
Yusuf Hayaloğlu
Paul Lafargue'nin enstitüri toplumunda proletarya sınıfının temel hakkı olan yaşama hakkının en üst düzeyde tutulması ve de çalışma saatlerinin (3-4) saatte indirilmesinden bahseder. Bölüm bölüm burjuvazi ile ironik bir şekilde dalga geçerek sosyal mesajlar verir. Marx'ın yabancılaşmasını öne sürerek kendi düşünceleriylede eklemeler yapar. Brezilya,Fransa, İngiltere, Türkiye vs. Gibi kapital ülkelerin "işçi hakları" kanunamesi çıkartıp, halen merdiven altında çocuk işçi çalıştırılıp bu çalışma saatlerinin (12-15) saat aralığında kadar varmasıyla sağlıksız bir ortamda fizyolojik gelişim ve sağlıklı bir yaşamın olmamasıyla, yaşam süreleride kısadır. Bu neticede 1780'lere varan İskit toplumu, Brezilya halkının çalışma ve eğlence toplumunun azalması için ailesinden yaşlı, engelli kişileri öldürürlerdi. Bu bir gelenek haliydi. Düşüncelerine göre"acıdan kurtarma" kavramını öne sürmüşlerdir.
Halen bu adaletsizlik içerisinde yaşıyoruz.
Köy enstitüleri hakkında küçük bir yazı yazacağım.
Günlerdir eğitim sistemini eleştiren yöneticiler var.
Bunun üzerine herkesin köy enstitüleri hakkında bilgilenmelerini isterim. "Nazif Evren'in, Köy enstitüleri neydi,ne değildi." Kitabını muhakkak tavsiye ederim. Mektupları ve düşüncelerini paylaştığı yazılar, dönemin kıyı dergisinde basılmış bulmaktadır. İlk Köy enstitüleri kurucusu olan milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel'in kurtuluş savaşı dönemindeki bu reformu hayranlık uyandırıcı. Arıcılık kitabı, marangozluk, edebiyat,sanat, müzikal anlamda vs. Sayamadığım çok türde piratiğe dayalı bir eğitim modeli söz konusuydu. Köylerde muhteşem yazarlar,sanatkarlar ve topluma katkı sağlayacak mesleki anlamda bireyler yetişti. "Hatta Türk edebiyatında Fakir Baykurt, Nazif Evren'in öğrencisidir." Sonra din adamları, dönemin yobaz toplumu köy enstitülerini kötülemeye başladılar. Kitapları yaktılar, yıktılar. Nazif Evren muhteşem bir öğretmen elimde birçok arşivi var ama paylaşmayacağım bu platformdan.