Bir kaynak, dipnot vermeyen bir kitapta anlatılanlar ancak ve ancak komplo teorisi olarak geçerlidir.
Zannımca yazar, ismini bildiğimiz tarih yazarları okumuş ve özenip böyle bir kitap yazmaya karar vermiş. Hatta kitabın başlarında anlatılan bir bölümü Mustafa Armağan'ın "Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" kitabından öğrendiğini de belirtmiş.
Mustafa Armağan "Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" serisinde anlattıklarını kaynakça ve resmi belgelerle desteklemiş, bizi Abdülhamid konusunda gerçekten aydınlatmıştır. Bunun yanında seriyi okurken, Armağan'ın Abdülhamid'e olan büyük hayranlığını görmemek mümkün değil. Heyet-2 kitabının da ilk 100 sayfası Abdülhamid'e övgülerle geçmektedir. Bence yazar, öğrendiği bilgilere gizem katmaya çalışmış ve okurlarda merak unsurunu kullanan bir kitap yazmış. Gizem konusunda da hiç başarılı olamamış. Çünkü devletin bütün sırlarını bilen, 'usta' adında gizemli bir anlatıcı yaratmış fakat bu tiplemeler artık çok klişe oldu. Bunun yanında tamamı diyalog halinde geçen kitap çok düzensiz. Diyaloglar arası kopukluk var, konular arasında da bağlantısızlık var. Mesela, konudan konuya geçilirken hiçbir başlık yok. Aklına ne geldiyse düz ara yapıştırıyor usta. Yani yazar, gerçekleri hikayeyle harmanlaştırayım derken kereviz çorbası yapmış, sağolsun.
Daha önce yetkin yazarların tarih kitaplarını okumayan insanların kesinlikle etkileneceği bir kitap. Ama biraz okuyan ve araştıran bir okur benimle hemen hemen aynı tepkiyi verecektir. Kitapta anlatılanların gerçek olduğunu, araştırınca öğreneceğimizi vaad eden ve bunun yanında hiçbir kaynakça, alıntı, gerçek belge, dipnot eklemeden yazılan bir tarih kitabı, kendimce kanıtlanmış doğruları bile anlatsa inanmam. Mesela Abdülhamid'in bir elçiyle olan diyaloğunu anlatırken elçinin mimik hareketlerinden tutun