Düşünceler her şeyden daha yavan. Etten bile yavan. Uzayıp dururlar, bitmez tükenmezler ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar. Bir de düşüncelerin içinde kelimeler var; tamamlanmamış kelimeler, eksik kalmış cümleler durmadan geri gelirler: "Bitirmem gere... Varolu... Ölüm...
Bu adam yakında ölecek.Bunu o da biliyor, aynaya bakması kâfi. Her gün, cesedine biraz daha benziyor. Tecrübe dedikleri bu işte. Tecrübelerin, ölüm koktuğunu sık sık düşünmem de bu yüzden; onların son savunmasıdır bu. Doktor buna inanmak, yapayalnız, bomboş, geçmişsiz biri olduğunu, zekâsının körelip vücudunun çürümeye yüz tuttuğunu görmezden gelmek, bu korkunç gerçeği örtmek ister.
Ardımda, kentin içinde, geniş ve dümdüz yollarda, lambaların soğuk aydınlığında, korkunç bir toplumsal olay can çekişiyordu: Pazar gününün bitişiydi bu.