Halkın kolay kandırılır oluşu, egemenliğinizi sürdürmenize yardım edebilirdi; fakat aynı zamanda yönetiminizi temellendirmeyi arzuladığınız değerler için bir utanç kaynağıydı. Din entelektüel açıdan muarız olabilse de, umudun ve avuntunun yaşamsal bir kaynağıydı ve bu anlamda siyaseten vazgeçilemez önemde olduğunu ispat etmişti.
Günümüz düşünürlerinden Jürgen Habermas da özgürlük, özerklik, eşitlikçilik ve evrensel haklar gibi değerlerin Yahudi adalet etiği ve Hristiyan aşk etiğinden geldiğini iddia eder.
Bilim dolayısıyla şu sonuca ulaştı: Manevi dünya yanlış falan anlaşılmamıştı çünkü aslımda böyle bir şey yoktu; atomlardan oluşan somut cisimlerden başka hiçbir şey gerçek değildi. Sonuç, filozofların materyalizm adını verdiği, dindar kimselerin ise ateizm dediği doktrin oldu.
Dolayısıyla,Platon ve Ksenophon’un naklettiği konuşmalarında, Sokrates’i doğa değil, toplum içindeki insan yaşamı, doğru ve yanlışın anlamı, hangi amaçlar doğrultusunda yaşamamız gerektiği hakkında konuşurken görürüz.