Numan Çelebicihan

18 Mayıs Kırım-Tatar Sürgünün Yıldönümünde Okunacaklardan
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 00:00
TRT muhabiri Gönül Şamilkızı, 2010'dan bu yana Sovyet coğrafyasını yerinde takip eden, Kiev'deki çatışmalara ve Kırım'ın işgaline bizzat tanıklık etmiş bir gazeteci olarak bu kitapta hem tarihsel arka planı hem de Euromaidan'dan 2014 işgaline uzanan süreci anbean aktarıyor. Yazar, eserde Kırım Tatarlarının yaşadığı trajediyi bireysel hikâyeler üzerinden anlatıyor. Roman boyunca Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil, insanların ruhunda taşıdığı bir “yurt” olduğu hissettirilmeye çalışılmış. Kırım Ateşi, özellikle sürgün sonrası kuşakların kimlik mücadelesini, vatana dönüş arzusunu ve kültürel hafızayı koruma çabasını başarılı biçimde işliyor. Kitap ayrıca veriler üzerinden de bir analiz yapılmasını sağlayan cinsten. İşgal öncesi ve sonrası süreçte kaç kişinin tutuklandığı veya kayıp olduğu bilgisini isim ve yer olmak üzere ortaya koymuş. Yer yer duygusal yoğunluğu artan anlatım, propaganda diline kaçmadan insan hikâyeleri üzerinden ilerliyor. Eğer Kırım Tatar sürgünü hakkında temel bir tarih bilgisine sahip olmak istiyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç olabilir. Akademik bir çalışma değil; ancak tarihî arka planı hissettirme ve güncel siyasi olayları açıklama konusunda oldukça başarılı. Özellikle Türk dünyası, göç, hafıza ve kimlik meselelerine ilgi duyan okurlar için dikkat çekici bir eser. Bugün 18 Mayıs’ın yıldönümünde kanımca bir kez daha şunu hatırlamak gerekiyor: Bazı sürgünler yalnızca insanları topraklarından etmez; hafızalarını, çocukluklarını ve geleceklerini de parçalar. Kırım Ateşi, tam olarak bu kırılmayı anlatan; ama aynı zamanda hafızayı diri tutmaya çalışan bir kitap.
Kırım AteşiGönül Şamilkızı · Ötüken Neşriyat · 201724 okunma
Reklam
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Doğu Türkistan Davası, klasik anlamda bir tarih çalışması değildir; daha çok bir tanıklık metni ve siyasal hafıza belgesi olarak karşımıza çıkar. İsa Yusuf Alptekin, Doğu Türkistan’ı akademik bir mesafeyle değil, ömrünü adadığı bir dava bilinciyle anlatır. Alptekin, Doğu Türkistan’ın tarihsel arka planını, coğrafi konumunu ve stratejik önemini özetledikten sonra gerek milliyetçi Çin gerekse Kızıl Çin dönemlerinde bölgenin maruz kaldığı siyasal ve kültürel tahakkümü ele alır. Uygulanan baskılar, yaşanan zulümler ve sistematik asimilasyon politikaları, istatistiklerin soğuk diliyle değil; yaşanmışlıkların ağırlığıyla aktarılır. Bu eser aslında bir dava anlatısıdır; ellerinden alınmış bir yurdun hikâyesidir. Kitapta anlatılanlar sadece geçmişe ait değildir. Satırlar arasında taşınan bir acı, sürgünde yoğrulmuş bir hafıza ve hiç dinmeyen bir yurt özlemi vardır. Alptekin’in Türkiye’ye geldikten sonra devlet büyükleriyle, siyasi partilerle, dernekler ve vakıflarla kurduğu ilişkiler de bu hafızanın bir parçasıdır. Bütün bu çabanın tek bir amacı vardır: unutulmamak ve Doğu Türkistan’da yaşanan zulmün dünya vicdanında karşılık bulmasını sağlamak. Doğu Türkistan Davası, Doğu Türkistan meselesini ilk kez öğrenenler için güçlü bir başlangıç metni; konuyu bilenler için ise tarihsel hafızayı diri tutan, sarsıcı bir tanıklık kitabıdır. Bu kitap, sessiz kalmış bir meselenin neden hâlâ canlı olduğunu anlamak isteyen herkes için okunması gereken bir eserdir. Bazı davalar kaybedildiği için değil, unutulduğu için biter. Alptekin bu kitabı, unutmamak ve unutulmamak için yazmıştır. Bu satırlar, Osman Batur’dan İsa Yusuf Alptekin’e, Mehmet Emin Buğra’dan nice adsız mücahitlere uzanan bir mücadelenin hatırasına; ruhları şad olsun. Tarihte hele ki Türk Tarihinde zulmün devamlı olarak devam
1000Kitap
Doğu Türkistan Davasıİsa Yusuf Alptekin · Otağ Matbaası · 197535 okunma
Vestfalya Düzeni Öncesi Uluslararası Sistem ve Egemenlik
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 00:00
Ayşe Zarakol, bu eserinde ana akım tarih yazımının ve Uluslararası İlişkiler teorilerinin en büyük tabusuna yıkmaya çalışır: Avrupa Merkezcilik. Genelde modern devletler hukukunun 1648 Vestfalya Barışı ile başladığı sanılır; ancak Zarakol, Batı'da uluslararası sistem oturmamışken Doğu'da devasa bir düzen olduğunu belirtmektedir. Zarakol'un temel argümanı, modern uluslararası sistemin sanıldığı gibi sıfırdan Avrupa'da doğmadığıdır. Yazara göre, 13. ve 17. yüzyıllar arasında Avrasya'da (Moğollardan Timurlulara, Osmanlılardan Safevilere ve Babürlülere kadar) hüküm süren Cengizli mirası, kendi içinde tutarlı ve küresel bir düzen oluşturmuştu. Bu düzen yeri geldiğinde tek kutuplu yeri geldiğinde çok kutuplu bir sisteme dönüşüyordu. Örneğin Cengizli düzeni kıtalararası ticareti, diplomasiyi ve hukuku standartlaştıran bir "dünya düzeni" olarak okunmaktadır. Zarakol bu düzenin Batı’nın daha sonra sahipleneceği pek çok mekanizmaya öncülük ettiğini savunur. Batı merkezli teoriler özellikle Vestfalya sonrası dönemde egemenliği "sınırlarla çevrili bir toprak parçası üzerindeki mutlak kontrol" olarak görürken, Zarakol bize Avrasya’nın "evrensel egemenlik" anlayışını hatırlatır. Cengizli ve sonrasında gelen düzenlerde hükümdar, meşruiyetini soyundan ve tüm dünyayı yönetme iddiasından alırdı. Bu düzende sınırlar akışkandı ve önemli olan toprağa sahip olmaktan ziyade, o düzenin (Pax Mongolica, Pax Ottomana gibi) bir parçası olmaktı. Zarakol’un dili akademik olsa da akıcıdır. Kitap sürükleyici bir anlatıma sahiptir. Uluslararası İlişkiler disiplininde egemenlik ve sistem düzeyinde ezber bozan bir yapıdadır.
1000Kitap
Batı’dan ÖnceAyşe Zarakol · Koç Üniversitesi Yayınları · 202431 okunma
Orta Asya Çalışacaklar İçin Temel Mahiyette Bir Giriş Kitabı
9/10
·246 syf.··
2026 6. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 16:07
Peter B. Golden’ın Dünya Tarihinde Orta Asya kitabı, Orta Asya’yı “tarihin kenarında kalmış bir bozkır” olarak gören yüzeysel bakışa karşı akademik ve öğretici bir eserdir. Golden’ın temel iddiası şöyledir; Orta Asya, dünya tarihinin pasif bir geçiş alanı değil; aksine siyasal, askerî, kültürel ve ekonomik dönüşümlerin üretildiği bir merkez olarak okunabilir. Kitabın en güçlü yanı, Orta Asya’yı yalnızca Türk tarihiyle sınırlamaması. Hunlardan Göktürklere, Uygurlardan Moğollara uzanan çizgide İranî, Çin, İslam ve Ortodoks dünyalarıyla kurulan çok yönlü etkileşimler net biçimde gösteriliyor. Golden, göçebe–yerleşik karşıtlığını romantize etmemiş; bozkır siyasetinin kendine özgü rasyonelliğini, devlet kurma pratiklerini ve diplomatik aklı serinkanlı bir dille analiz ediyor. Kitap temel kurmayı sağladığı için bazı detay gerektiren olaylar ve aktörler yüzeysel anlatılmıştır. Dil ve kaynak kullanımı açısından kitap ciddi referanslar barındırır. Çin kronikleri, Arap-Fars kaynakları ve modern tarih yazımı birlikte ele alınıyor. Özellikle Orta Asya’nın dünya ticaret yolları, askerî inovasyonlar ve devlet geleneği üzerindeki etkisini görmek isteyenler için vazgeçilmez bir eserdir. Özetle: Orta Asya’yı gerçekten anlamak isteyenler için temel bir başvuru kitabı. Akademik çalışmalara giriş için temel sağlamaktadır.
Tarih
Dünya Tarihinde Orta AsyaPeter B. Golden · Ötüken Neşriyat · 201560 okunma
10/10
·52 syf.··
2022 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2022 00:00
Kitap, iki bölümden oluşur; Kızıl Elma ve Oğulla Buluşma. İlk hikayemiz Kızıl Elma'da İsaibekov, kızı Anara ve karısı Sabira arasında geçen olay anlatılır. Kızıl Elma, Şehir hikayesi olarak görülse bile içimizi ısıtan bir aşk hikayesidir aslında. Hikayede, hasret duygusu verilmekle beraber yer yer İsaibekov'un pişmanlıkları da dile getirilmektedir. Bu pişmanlığın bir sebebi de Kızıl Elma'dır. Hayatının ilk aşkına verilen Kızıl Elma'dan elde edilen tecrübe, aslında Sabira ile olan aralarındaki ayrılığın nedenlerinden biridir. İkinci hikayemiz Oğulla Buluşma ise daha duygu yüklü bir hikayedir. Hikayemizin ana kahramanı Çordon, bir çiftçidir. Üç kızı bir oğlu vardır. Oğlu Sultan, yıllar önce 2.Dünya Savaşı'na katılmış ama geri dönememiştir. Kızları, erkek kardeşlerinin ölümünden babalarını sorumlu tutarlar çünkü kardeşlerinin gitmesine mani olmamıştır, savaştan kaçılmaması gerektiğini düşünmüştür. Çordon ise oğlunun ölmediğine inanır, ve oğlunun öğretmenlik yaptığını düşündüğünü köye doğru yolculuğa başlar. Eserin diline gelecek olursak büyük usta Aytmatov, diğer eserlerinde olduğu gibi kalitesini konuşturmuştur. Betimlemeleri ve anlatımı okurun hayal gücünü destekleyecek niteliktedir. Ayrıca, eserde İsaibekov'un gençlik anılarına ve Sultan'ın askere alımı olaylarına da yer vererek, Sovyet tahakkümü altında yaşanan dönemi anlayabilmemizi kolaylaştırmıştır.
Edebiyat
Kızıl Elma - Oğulla BuluşmaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,5bin okunma
Reklam