Mükremin

Yeryüzünde, sanıldığından daha çok bu cins insan vardır. Bunlar, bütün insanlar gibi iki önemli sınıfa ayrılırlar: Biraz dar kafalı olanlar ve “daha zeki” olanlar. Dar kafalılar daha fazla mutludurlar. Dar kafalı olan “sıradan” bir insan, kendisini olağanüstü ve orijinal bir adam sanır, bu fikrini de çok beğenir. Bazı genç kızlarımız saçlarını keserek, mavi gözlükler takarak kendilerini nihilist sanırlar ve bu mavi gözlüklerin, kendilerine şahsî “düşünceler” yüklendiğine inanırlar. Bazı insanlar, kalplerinde, insanlığa karşı en ufak bir duygu bularak, hiç kimsenin onlar kadar bu duyguyu duymadığına ve toplumsal yükselmenin bir öncüsü olduklarına inanırlar. Diğerleri, başı sonu olmayan bir kitaptan okuduğu veya duyduğu bir düşünceyi benimseyerek, kafalarında bir görüş doğduğunu sanırlar. Deyim yerindeyse, bu temizlikler, bir küstahlıktır. Gerçeğe benzememesine rağmen, çok sık rastlanır. Ne kendisinden ne de zekâsından kesinlikle şüphelenmeyen bir ahmağın temiz imanı,
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
şūphe duymayan sorgulamaz, sorgulamayan görmez, görmeyen kişi ise kör v şaşkın kalmaya mahkumdur. Gördūğüne tutun, işittiğini terk et.
alinti sivas valiliğinden alinmiştir
vas Valiliği Nuri DEMİRAĞ    Türkiye Cumhuriyeti demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden ve cumhuriyet devrinin ilk sayılı milyonerlerinden, kardeşi Abdurrahman Naci Demirağ ile birlikte servetlerini Türkiye'nin sanayi kalkınmasında büyük işlere yatırmış ve iş hayatının yanında geniş ölçüde hayırsever insan olarak tanınmış bir kişi. 1886 yılında Sivas'ın Divriği kasabasında doğdu. Bu kasabanın eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey'in oğludur, annesinin adı Ayşe Hanımdır. Babasını henüz üç yaşında iken kaybetmiş, annesinin himaye ve teşvik kanadı altında otodidakt olarak yetişmiştir. Rüşdiye tahsilini memleketinde yapmış ve aynı rüşdiyeye muallim tayin edilmiş, Ziraat Bankasının açtığı bir müsabaka imtihanını kazanarak, bu bankanın önce Kangal, sonra Koçkiri şubelerinde çalışmıştır. Maliye Bakanlığının açtığı bir imtihanı da kazanarak, bankacılıktan maliye hizmetine geçmiş, İstanbul'a gelerek Maliye'nin her kademesinde seçkin bir memur olarak calışmış ve 1918-1919 arasında 32-33 yaşlarında iken Maliye Müfettişi olmuştur. Divriği ile alakasını kesmeyerek, İstanbul'da Beşiktaş'a yerleşmiştir. Kendi kaydına göre 56 altın (252 kağıt lira) birikmiş parası ile sigara kagıtçılığına başlamış ve "Türk Zaferi" adını verdiği bir sigara kağıdı çıkarmıştır. O acı ve karanlık günlerde " Türk Zaferi Sigara Kağıdı" fevkalade rağbet görmüş, o zamanki soyadı ile Mühürdarzade Nuri Bey'e hayli para kazandırmış, 252 lirasi üç sene içinde 84 000 lira olmuştur. Daha sonra, Cumhuriyet hükümeti'nin Türkiye Demiryolları ve şoseleri ile başladığı büyük imar işini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle müteahhitlik hayatına atılmıştır.(1) "İlk Türk Demiryolu Müteahhidi, ilk kazmayı vurduğu yerden itibaren azminin ve imanın bütün kuvvetiyle ilerlemeye ve bütün geçtiği yerleri, demir
Peki sence de devlette olan biçim ve özelliklerin her birimizde bulunduğunu ve devlete ait olan bu özelliklerin esasen bireylerden ona geçtiğini kabul etmek zorunda değil miyiz? Öyle ya, bunlar devlete başka nereden geçmiş olabilirler ki? Örneğin, bir devletteki gözüpekliğin, öfke ve atılganlığın bu özellikleri taşıyan bireylerden kaynaklanmadığını düşünmemek pek saçma olurdu. Trakyalılar, İskitler[187] gibi; ve hemen hemen bütün kuzeyliler[188] gibi; [436a] ya da özellikle bizim ülkemizin insanlarında da bulunan öğrenme itkisi ya da Fenikelilerle[189] Mısırlılara atfedilen para hırsı gibi.” “Kesinlikle
Siz ne dersiniz
Ne demiş Phokylides, insan önce ekmeğini kazanmalı ,sonra erdemin peşine dūşmeli