Burcu Nahmias

Burcu Nahmias
@Ceko2024
Yavaş okurum. Bazen yazarım. Genelde hayal kurarım. Keşfetmeye ve paylaşmaya bayılırım.
Yüksek Lisans
İstanbul
İzmir
39 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Hafıza Sislenince Neler Olur?
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kazuo Ishiguro romanları, felsefi derinliği olan, bir konuya pek çok farklı açıdan bakma imkânı sunan bir yapıda oluyor. Bu romanda da okuyucu, hafızası sislerle kaplı bir yaşlı bir karı kocayla, devlerin, efsanelerin, ant içmiş şövalyelerin tekinsiz dünyasında yolculuk ederken, hatırlamak ve unutmak üzerine derin düşüncelere dalıyor. İhanetlerin, acıların, vahşet dolu savaş anılarının unutulması barışı güvence altına alır mı? Hakikat mi daha değerlidir, barış mı? Unutursak da kendimiz olmaya devam edebilir miyiz? Unuttuğumuz şeyleri bir bakıma bilmeye devam etmez miyiz? Tesadüfen kitabı bitirdikten hemen sonra bir söyleşiye denk geldim. Ünlü bir kadın tiyatro sanatçısı, kendisi kadar ünlü kocasının ihaneti karşısında neler hissettiğini anlatıyordu. “Çok üzüldüm, çok acı çektim. Yaşadığım çökkün dönem bir buçuk yıl sürdü.” diyordu. Söyleşiyi gerçekleştiren gazeteci, “Peki şimdi nasıl hissediyorsun, geçti mi ağrısı?” diye sordu. Tiyatrocu, “Ağrısı dindi ama arkasında saman gibi tatsız bir duygusuzluk bıraktı. Acı çektiğim günleri özlemle anıyorum.” dedi. Hatırlama ve unutma sorularıma sorular eklendi. Acıdan bunca kaçınmanın anlamsızlığı ile göz göze geldim. Şimdi seninle konuşamam, Beatrice romanın sonunda bir adaya gitti. Kocası da arkasına bakmadan yoluna, peki ama bunun anlamı ne bunu düşünmek istiyorum dedim ona. Diretmedi. Yaşlı çiftten kadın olan Beatrice adlı karakter, sis dağıldığında ne hatırlarsam hatırlayayım seni şu an nasıl sevdiğimi de hatırlayacağım ve seni asla terk etmeyeceğim diyordu. Konuyu buraya getirmişken Ishiguro'nun neden bu ismi seçtiği ile ilgili okuduklarımdan öğrendiğime değineyim: Bu isim Dante'nin İlahi Komedyası ile ilişkiliymiş. Dante Beatrice'i idealize edilmiş sevgiliyi aynı zamanda Dante'yi cehennemden ve arınmadan geçirip hakikate
Gömülü DevKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20182,039 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan İradesi Özgür müdür?
Puan vermedi·240 syf.··
2025 36. kitabı
Romanı pek çok yönüyle çok güçlü ve etkileyici buldum. Romanı bitirdiğimde, hayatın anlamı olduğuna ikna olmanın yanında bu anlamın çok hüzünlü bir anlam olduğu gerçeği ile sarsıldım. Anlam istiyorsak hüznü kabul etmek zorunda olduğumuzun idraki kolay sindirilmeyecek bir gerçek. Bu konuyu düşüneceğim. Karakterler, olay örgüsü ve hepsinden önemlisi dil o kadar güçlü ki, okur kendisini iç savaşın kalbinde hissediyor. Yaşamın kıyısında insan psikolojisinin iniş çıkışlarına bakarken temel felsefi sorulara verilen yanıtların nasıl değişebileceğini görmenin çok ilginç olduğunu düşünüyorum. Bilhassa insan iradesi özgür müdür sorusuna çok yerinde bir yanıt verildiğini düşünüyorum. İnsan iradesinin özgür olmadığını biliyorum ama bu roman bunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlamış. Aldığı ödülleri hak eden, harika bir roman.
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,909 okunma
Mucize kadar iyi
Puan vermedi·145 syf.··
2025 35. kitabı
Daha önce Kabuk Adam’ı okuyup, vurulmuştum ama Mucizevi Mandarin’i okuyunca daha derinden vurulabileceğimi görerek hayret ettim. Hayranlık dolu bir hayret. Çok üzücü olması, okuma zorluğuna yol açsa da felsefesinin, dilinin ve kurgusal inceliklerinin yüksekliği bu zorluğun bedelini fazlasıyla ödüyor. Zorlanınca durdum. Nefes aldım. Bana bu kitabı mutlaka okumalısın diyen arkadaşıma teşekkürlerimi ve eserin bende uyandırdığı duyguları anlatan mesajlar attım. Okuma sürem boyunca aklımda bir soru vardı. Acı böyle dillenince hafifler mi, ağırlaşır mı? Buna birbirinin zıddı cevaplar verdim. Hafifler çünkü acının adı konulunca çaresi üzerine düşünülebilir, kabullenme ya da iyileşme sağlanabilir dedim mesela. Ya da ağırlaşır dedim. Çünkü acı dillenmezse, yaşandığı anda kalır, zaman geçinde sönüp, yok olur dedim. Her zaman olduğu gibi çelişen bu iki fikir aklıma yatınca ya azıcık ağır basanı seçmeye ya da başka bir cevap bulup bu konuyu kapatmaya karar verdim. Son kararım: Dile getirilen acı hafiflerken acının kaynağı olan yaranın büyümesine yol açıyor, oldu. Aslı Erdoğan harika bir yazar. Bence hak ettiği ilgiyi görmüyor. Bunun zamanın ruhundan kaynaklandığını düşünüyorum. İnsanlık, mutluluk peşinde koşmanın sahteliğinin gözlerine baktığında ya da bakmak zorunda kaldığında Aslı Erdoğan’ın eserleri hak ettiği ilgiye kavuşacak. Bunu söyleyerek gelecekle ile ilgili umutlarımı dile getirdiğimi farkındayım ama umutsuz da yaşanmaz, öyle değil mi?
Mucizevi MandarinAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 20131,633 okunma
Egonun İfşası: Toplumsal Yaralar; Zalim ve Mağdur Döngüsü
Puan vermedi·264 syf.··
2025 34. kitabı
Çok ama çok sarsıcı. İnsanın ne menem bir yaratık olduğuyla yüzleştiğim olay örgüsü kafamı karıştırdı, yüreğimi dağladı. Olaylar öylesine sarsıcı ki öfkelendim hatta intikam arzusu ile kanımın daha hızlı aktığını hissettim. Üçüncü tekil şahıstan bir parça mesafeli anlatılsa da ana karakter David ile ilgili yoğun duygular hissetmemeye imkanı yok. Kendisinden hem tiksindim hem de acıma duygusu hissettim. David erkek egemen kültürün korkunç bir örneği. Sapkın cinsel arzularını erkek olmanın doğal bir sonucu olarak görmek, göstermek istiyor. Bir yerde acaba tıbbi olarak cinsel arzularımı ortadan kaldırmanın bir yolu var mı diyor ama kısacık bir an. Öğrencisini hiç bir tereddüt duymadan taciz ediyor. Sonra da aramızda büyü gibi bir şey vardı; bir çekim; yüksek bir tutku vb. olduğuna hem kendini hem de etrafını iknaya kalkışıyor. Bakıyor ki ikna edemeyecek bu defa da kuyruğu dik tutuyor. Madem beni suçlu buluyorsunuz o halde suçluyum. Ne ceza veriyorsanız kabul ediyorum diyor. Pişmanım dese, özür dilese kariyerini koruyabileceği söylense de dinlemiyor. Yüksek erkek egosu kırılmıyor. Her şeyi feda etmeye razı yeter ki boyun eğmesin. Ama hayat kırılmayan egoları ezme konusunda her zamanki dirayetini gösteriyor. Kurgu hakkında daha fazla bilgi vermek doğru olmaz. Bir de Güney Afrika’daki toplumsal yapının gözler önüne serildiği muhteşem detaylar var. Okuyan hiç kimsenin pişman olmayacağını ve herkesin kendi payına özel bazı çıkarımlar yapacağını düşündüğüm harika bir roman olduğunu söylemekle yetineceğim.
UtançJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20183,526 okunma
Gulyabaninin Bahçesinde Oyuncak Bebek miyiz?
Puan vermedi·176 syf.··
2025 33. kitabı
İçine doğduğumuz toplumun değer yargıları bir anlam ifade etmiyorsa. Kendin yenilerini kurma kudretinden ve arzusundan yoksunsan. Başarı peşinden koşmak ahmakça geliyorsa, saygı görmenin ve onaylanmanın içinde hiç bir karşılığı yoksa ne yaparsın? Bağ kuramayınca, bağımlılık arayacağın da bir gerçektir belki ama iş o kadar basit değil. Toplumun başarılı saygın bulacağı bir birey olmak senin için zor değilse bir gün bakıp da tüm payeleri birbir topladığını ama senin için çakıl taşından değersiz olduğunu anladıysan. Derin kuyularda merdivensiz kalırsın, belki de kendini kuyunun dibine çala çala bir tünel ya da bir ışık aramaya kalkarsın Adele gibi. Kuyunun dışı malumdur ama belki zayıflığının içinde en dibinde bir umut olabilir mi? Roman boyunca aklımda bu soru vardı. Galiba bu sözlerim zayıflığıyla sarhoş olan bir insanı anladığımı sanmak. Düşünüyorum da gerçekten anlamış olsam yine umut mu aradım diyorum kendime. Kafam karışık. Ancak Adele’i bir şekilde anladığıma ve her yerde kabul gören Richard’lardan tiksindiğime kuşkum yok. Leila Slimani’nin dili de kurgusu da çok başarılı. En çok takdir ettiğim tarafı, Adele’i mazur göstermeye çalışmayışı, mesela Adel’e bir çocukluk travması geçmişi kurgulamamış olması. Tıpkı gerçek hayat gibi nedenleri biz uyduruyoruz, olaylar kendi kendilerine olup bitiyorlar. Epigraf çok anlamlı, her şeyi içinde gizliyor gibi burada da olsun istedim: Göz kararması düşme korkusundan farklı bir şeydir. Bizi çağıran, bizi kışkırtan, altımızdaki boşluğun sesidir göz kararması; düşme arzusudur, bu arzunun karşısında dehşete kapılır, kendimizi korumaya çalışırız. Gözünün kararması, kendi zayıflığınla sarhoş olmandır. Zayıflığın farkındasındır, ona karşı koymak değil, kendini bırakmak istersin. Kendi zayıflığınla sarhoş olur, daha da zayıf olmak,
Gulyabaninin BahçesiLeila Slimani · Ayrıntı Yayınları · 2018193 okunma