Bizi ne kadar büyük sorunlar bekliyor bunu göreceksiniz. Bu kitap çok değerli ve çevirisi yapıldığı için ise çok şanslıyız. İklim çok önemli bu kitabı okuyunca daha net anlayacaksınız.
Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler…
Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen OSPREY Büyük Komutanlar Serisi, George S. Patton ile devam ediyor…
II. Dünya Savaşı'ndaki Amerikalı muharip komutanlar içinde en efsanevi isim, şüphesiz George S. Patton Jr.'dır. Kariyerine süvari sınıfında başlamış ve 1916’da Pancho Villa’ya karşı Meksika’da yürütülen tenkil harekâtında küçük fakat ünlü bir rol oynamıştı. I. Dünya Savaşı esnasında ABD ordusunun ilk tank taburlarını yetiştirip cephede bunlara komuta etti.
Patton’ın dramatik ve pervasız karakteri Amerikan komuta kademelerinde baskın olan durağan ve bürokratik tarzla taban tabana zıttı ki bu farkıyla daha 1941’deki Pearl Harbour baskınından önce dahi kamuoyunun dikkatini çekmişti. Kasım 1942’de Fransız Kuzey Afrikası’na yapılan Meşale Harekâtı çıkarmalarında Batı Görev Gücü’nü yönetti; ancak en önemli görevini diplomat şapkasını takıp Vichy Fransız ordusunu Müttefikler safına geçmesi için ikna ederek yerine getirmiştir.
1943’teki Tunus Harekâtı’nda, Mart ayındaki El Guéttar Muharebesi’nde, Amerikalılara Wehrmacht’a karşı ilk taktik galibiyetlerini kazandırarak ABD ordusunun Şubat’ta Kasserine Geçidi’nde uğradığı bozgunun utancını sildi. Temmuz 1943’teki Sicilya Harekâtı’nda ise, başında olduğu Yedinci Ordu’nun İngiliz planlamacıların marifetiyle geri plana itilmesine mukabil, kararlı bir saldırganlıkla davranıp Amerikan birliklerini Palermo’ya sokmuş ve bu şekilde, Montgomery’nin ilerleyişi saplanıp kalmasına rağmen Müttefiklerin Messina’yı alıp seferi zaferle sonlandırmasını sağlayan şartları hazırlamıştı.
Patton en büyük katkılarını 1944-45’teki Batı Avrupa Cephesi Harekâtı’nda sunabilmiştir. Üçüncü Ordu, diğer Müttefik
İki sıra dışı kişinin etkileyici hikâyesi… Şüphesiz bu, tarihin ilk taslağı...
Saygın ilaç şirketlerini iddialı projelerini desteklemeye nasıl ikna ettiler?
Trump yönetimi ve Avrupa Birliği’nden gelen siyasi müdahaleleri nasıl yönettiler?
Dünyanın her köşesine rekor sürede iki milyardan fazla doz aşıyı sağlamayı nasıl başardılar?
mRNA teknolojisinin Covid-19’u alt edişi, yakın gelecekte kanser tedavisinde olası bir başarının habercisi olabilir mi?
AŞI; Financial Times’ın Frankfurt muhabiri Joe Miller’ın, Şahin ve Türeci’nin katkılarının yanı sıra elliden fazla bilim insanı, politikacı, halk sağlığı yetkilisi ve BioNTech personeli ile yaptığı röportajlardan oluşuyor ve çağımızın en önemli atılımının arkasındaki bilimsel, ekonomik ve kişisel geçmişi açıklıyor.
“Nazi Almanyasi’nin mücadeleyi topyekûn özyikima kadar niçin sürdürdügünü açiklamaya yönelik simdiye kadarki en iyi çaba.” Antony Beevor “Bir özyikim destani… Berlin düser, Naziler fareler gibi kaçar ve Hitler ile yakin çevresi intihar mermileri, zehir, tutuklama ve yargisiz infaz cehenneminde mahvolurken Çöküs âdeta soluk soluga okunuyor.” David Laskin “Ustaca… Kershaw’in bu sürükleyici ve zekice çalismasinin Nazi sisteminin o korkunç son safhasina iliskin basucu eserlerinden biri olacagina süphe yok.” Financial Times Alman Silahli Kuvvetleri, Ikinci Dünya Savasi’nin son safhasinda her ay 350.000 kayip veriyor, tarihte esine az rastlanir bir kiyimdan geçiyordu. Sivil kayiplar da yine bir o kadar korkunçtu: Dresden gibi pek çok kentin haritadan silindigi o son aylardaki Müttefik hava bombardimanlarinda, 400.000 sivil alevlerin ve molozlarin arasinda can verdi; milyonlarcasi ise evsiz kaldi. Yine yarim milyon kisi, Kizil Ordu’nun Almanya’yi istila ettigi süreçte hayatini kaybetti. Peki, modern tarihte savasta yenilgiyle karsi karsiya kalan devletlerin yöneticileri, topyekûn yikim ve isgal görmemek için genellikle bir noktada baris istemis yahut Mussolini Italyasi örnegindeki gibi, postunu kurtarmak isteyen yönetici elitlerin veya ülke içindeki güç odaklarinin tertipledigi bir iç kalkismayla düsmanla müzakereye zemin hazirlamisken; Nazi rejimi yasanan tüm facialara ve aldigi tüm darbelere ragmen devleti, orduyu ve halki son ana kadar pençesi içinde tutup ülkeyi kendisiyle birlikte nasil felakete sürükleyebildi? Mahser gününü andiran o son aylarda Almanya’da Parti’nin, devletin, ordunun ve toplumun içinde neler oldu? Alman halki Nazileri gerçekten son ana kadar destekledi mi, yoksa rejimin son kurbanlari onlar mi oldu? Adolf Hitler ve Nazi Almanyasi üstüne yaptigi
İklim değişikliği ile ilgili şimdiye kadar yazılmış en iyi kitap. Gelecekte olacakları bilimsel bir şekilde Bill Gates anlamış kesinlikle tavsiye ederim. Okursanız gelecekte şaşırmazsınız...