Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum.
"Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
Ya yüzemezsem?
Tabii ki ölecektim. Kimse beni bulamayacaktı. Belki birkaç gün sonra ilerideki köyde tenhalaşan derenin kenarında bulacaklar, "Bu çocuk Şivan değil mi?" diye birbirlerine soracaklardı. Sonra beni anneme götüreceklerdi. Annem kızarsa belki kalkabilirdim. Ya da babam bir şamar daha atsa bir daha ölmezdim.
"...uzun süre koştu aşık. Çıplak ayakları sıcaktan kavrulmuştu. Akrebin zehri aktı ilk önce. Sonra baykuşun gözünden, tilkinin dişinden, insanın dilinden bir kara at peydah oluverdi. Üzerine heybetli bir adam kondu, aşığı yakaladı yakalayacak. Kimse bilmiyor ki, at kişnese herkes yok olacak...."