Dantes

Dantes
Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum. "Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
Ankara, 12 Haziran
152 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Tutunamamak da Tutunmaktır..!
Puan vermedi·724 syf.·
2026 16. kitabı
Merhaba gençler kendimi iyi hissettiğimi soyleyemem zira bu kitap bende bir enkaz hissi bıraktı. Sanki bir şey çöktü ama altında kalmak da bilinçli bir tercihti. İç ses: Gayet hoşnuttunuz efendimiz. Bu eseri mâlumunuz 24 günde bitirdim; acelem yoktu, her sayfada durmak istedim. Çünkü kelimeler ağırdı. Çünkü alıntılar sadece cümle değil, aynaydı. İç ses: Dert etmeyin Efendimiz,siz kendiniz oldunuz. Gençler şöyle daha yakından dinleyin beni, anlamanızı beklemiyorum.. İç ses: Umursamayın, anlatmaya devam edin Efendimiz, ben dinliyorum. Canım Selim’i şahsi bir karakter olarak görmedim. Selim bir kişi değil; anlaşılamayan herkes! Dinlenmeyen herkes! Konuştuğu hâlde duyulmayan herkes! Bir yerde herkes Selim. Bu yüzden 'Selim olmak istemezdim' derken aslında Selim olduğumu farkettim.. Onun kararsızlığında, yalnızlığında, anlaşılmama hâlinde kendimi gördüm. Ama orada kalmak istemedim. Hâkeza Turgut olmak da kolay değildi.. Bir kaybın arkasından savrulmak, zihnin her yere çarpması, tutunmaya çalıştıkça daha çok düşmek…İnanın bu da insanı hayatta bırakmıyor. Tutunamamak sadece ölenin değil, geride kalanın da kaderi olabiliyor. İç ses: Anneniz geldi aklınıza değil mi Efendimiz? O hep aklımda Olric.. her zerremde.. her göz yaşımda.. Ne zaman bir cenaze görsem; Annem tekrardan ölüyor.. Ne zaman bir kadın görsem; O kadın Annem oluyor.. Ben Turgut misali kendimi kaybediyorum ama annem bendeki varlığını kaybetmiyor.. Ne ise Olric dinle sana bir filmden dêm vuracağım.. Matrix’teki kırmızı ve mavi hap meselesini biliyorsun.. Uyanmak mı, görmemek mi? Selim mi olmak isterdin Turgut mu? Biliyor musun aslında fark etmiyor. Çünkü mesele gerçekliği seçmek değil; anlaşılmamak. Sesin çıktığı hâlde duyulmaması. İşte o noktada devreye Oğuzcuğum Atay’ın Oğuz’u
Alıntı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Dantes isimli okura yanıt verildi
Dantes
LeyLi ᥫ᭡.ִ evet beni uyaran olmamıştı bende ne bileyim peşpeşe okudum. Ama ben ikinci kitabın yarısına gelmeden farkettim aslında ama henüz insanlarla temas etmediğimden kitaba kaptirdim kendimi zannettim sonra o etki uzun süre geçmedi üzerimden hatta galiba halada tam geçmedi. Geceleri sanki Hikmet Benol oluyorum nedense, işin tuhaf tarafı kendimle olan muhabbetimde acaip sarıyor artık 😂 yani dikkat edin tavsiyem günlük dozu aşmadan insanların tepkilerini tartarak okumaya devam edin. Keyifli okumalar ☺️🙏
Reklam
Tutunamamak da Tutunmaktır..!
Puan vermedi·724 syf.·
2026 16. kitabı
Merhaba gençler kendimi iyi hissettiğimi soyleyemem zira bu kitap bende bir enkaz hissi bıraktı. Sanki bir şey çöktü ama altında kalmak da bilinçli bir tercihti. İç ses: Gayet hoşnuttunuz efendimiz. Bu eseri mâlumunuz 24 günde bitirdim; acelem yoktu, her sayfada durmak istedim. Çünkü kelimeler ağırdı. Çünkü alıntılar sadece cümle değil, aynaydı. İç ses: Dert etmeyin Efendimiz,siz kendiniz oldunuz. Gençler şöyle daha yakından dinleyin beni, anlamanızı beklemiyorum.. İç ses: Umursamayın, anlatmaya devam edin Efendimiz, ben dinliyorum. Canım Selim’i şahsi bir karakter olarak görmedim. Selim bir kişi değil; anlaşılamayan herkes! Dinlenmeyen herkes! Konuştuğu hâlde duyulmayan herkes! Bir yerde herkes Selim. Bu yüzden 'Selim olmak istemezdim' derken aslında Selim olduğumu farkettim.. Onun kararsızlığında, yalnızlığında, anlaşılmama hâlinde kendimi gördüm. Ama orada kalmak istemedim. Hâkeza Turgut olmak da kolay değildi.. Bir kaybın arkasından savrulmak, zihnin her yere çarpması, tutunmaya çalıştıkça daha çok düşmek…İnanın bu da insanı hayatta bırakmıyor. Tutunamamak sadece ölenin değil, geride kalanın da kaderi olabiliyor. İç ses: Anneniz geldi aklınıza değil mi Efendimiz? O hep aklımda Olric.. her zerremde.. her göz yaşımda.. Ne zaman bir cenaze görsem; Annem tekrardan ölüyor.. Ne zaman bir kadın görsem; O kadın Annem oluyor.. Ben Turgut misali kendimi kaybediyorum ama annem bendeki varlığını kaybetmiyor.. Ne ise Olric dinle sana bir filmden dêm vuracağım.. Matrix’teki kırmızı ve mavi hap meselesini biliyorsun.. Uyanmak mı, görmemek mi? Selim mi olmak isterdin Turgut mu? Biliyor musun aslında fark etmiyor. Çünkü mesele gerçekliği seçmek değil; anlaşılmamak. Sesin çıktığı hâlde duyulmaması. İşte o noktada devreye Oğuzcuğum Atay’ın Oğuz’u
Alıntı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Dantes
Nacizane tavsiyem Oğuz Ataylarin peşpeşe okunmamasi yönünde olacak ama yinede siz bilirsiniz. Farketmişsinizdir kitap öncesi yaşayan, düşünen, konuşan, yazan siz ile sonraki siz aynı siz degilsinizdir. Onun icin araya biraz mesafe koyun yoksa insanların size yaklaşımı tuhaflasmaya başlıyor. Nedense insana kendi kendine daha iyi sohbet edebilmeyi farkettirdigi icinmidir nedir çok konuşmaya başlıyor insan kendiyle ☺️. Hele birde kendi kendiyle samimiyeti ilerletip kendi kendiyle kavgalara basladimi hobaaa düşün dur simdi acaba insanlar haklı mi ben delirdim mi? Yoksa hepsi manyak bunların bir akıllı kalmadı mı? En zoruda ikisi arasinda karar verememek 😂. (Kalemizine sağlık gerçekten güzel bir inceleme olmuş)
8/10
·70 syf.··
2026 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 02:30
Stefan Zweig, Korku’da okuru büyük olaylarla değil, insan zihninin içinde büyüyen küçük ama zehirli düşüncelerle sarsıyor. Hikâye yüzeyde bir şantaj ve yasak ilişki etrafında dönüyor gibi görünse de, asıl anlatılan şey dışarıdaki tehlike değil, insanın kendi vicdanında kurduğu mahkeme. Zweig’in asıl ustalığı, korkuyu somut bir tehdit olmaktan çıkarıp bir ruh hâline dönüştürmesinde. Kadın karakter, başına gelenlerden çok, gelebilecek olanların ihtimaliyle eziliyor. Belirsizlik, suçluluk ve yakalanma endişesi, onu adım adım felce uğratıyor. Okur da bu sürecin içine çekiliyor; hikâye ilerledikçe gerilim olaylardan değil, karakterin zihnindeki fırtınadan besleniyor. Kitabın en güçlü tarafı, korkunun cezadan bile daha yıkıcı olabileceğini göstermesi. Çünkü ceza bellidir; korku ise sınırsızdır, şekilsizdir ve insanın hayal gücüyle durmadan büyür. Zweig, bu psikolojik gerilimi öyle ustaca kurar ki, okur da karakterle birlikte sürekli tetikte yaşar. Finalde gelen ters köşe ise, bütün bu gerilimi başka bir ışıkta görmemizi sağlar: Yaşananların ağırlığı, dış dünyadaki olaylardan çok, insanın kendi içinde kurduğu senaryoların eseridir. Böylece Korku, basit bir “aldatma” ya da “şantaj” hikâyesi olmaktan çıkar; insan ruhunun karanlık odalarına yapılan kısa ama sarsıcı bir yolculuğa dönüşür.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
HİLÂLL isimli okura yanıt verildi
Dantes
Teşekkür ederim 🙏
9/10
·226 syf.··
2026 16. kitabı
George Orwell, bu iki eserinde de iktidarın nasıl doğduğunu, nasıl büyüdüğünü ve en sonunda insanı (ya da hayvanı) nasıl ezdiğini farklı anlatım yollarıyla gösterir. Hayvan Çiftliği bir masal sadeliğiyle başlar, 1984 ise karanlık bir geleceğin içine doğrudan bırakır. Ama ikisinin anlattığı şey temelde aynıdır: Güç, denetimsiz kaldığında mutlaka yozlaşır. Hayvan Çiftliği, ilk bakışta basit bir alegori gibi görünür. Hayvanların özgürlük hayaliyle başlattığı isyan, zamanla yeni bir zorbalığa dönüşür. En çarpıcı tarafı, devrimin ideallerinin yavaş yavaş nasıl çarpıtıldığıdır. “Herkes eşittir” cümlesinin sessizce “bazıları daha eşittir”e evrilmesi, iktidarın dili nasıl bozduğunu ve gerçeği nasıl yeniden yazdığını gösterir. Orwell burada, propaganda, korku ve cehaletin birleştiğinde kitleleri nasıl yönlendirebildiğini çok sade ama çok sert bir şekilde anlatır. 1984 ise bu fikri daha ileri bir noktaya taşır: Artık sadece davranışlar değil, düşünceler de denetlenmektedir. Büyük Birader, sadece bir figür değil, sürekli gözetlenme duygusunun kendisidir. Winston’ın hikâyesi, insanın gerçeğe tutunma çabasının sistem karşısında ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Dilin (Yeni Söylem) bilinçli olarak daraltılması, hafızanın sürekli yeniden yazılması ve gerçeğin partiye göre şekillendirilmesi, totaliter düzenin en ürkütücü yüzüdür: İnsan, en sonunda kendi aklından bile şüphe eder hale gelir. Bu iki kitabı birlikte düşününce Orwell’in uyarısı daha da netleşir: Özgürlük sadece zincirlerin kırılması değil, gerçeği söyleyebilme ve düşünebilme hakkıdır. Hayvan Çiftliği bu sürecin nasıl başladığını, 1984 ise nereye varabileceğini gösterir. Biri kısa ve çarpıcı bir politik masal, diğeri uzun ve boğucu bir distopyadır; ama ikisi de okuru rahatsız eden aynı soruyu sorar: “İktidar kimin
1984 & Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Elhamra Yayınları · 20241,448 okunma
Elifff isimli okura yanıt verildi
Dantes
Teşekkürler. Faydası olduysa ne mutlu