Kitabımız popüler deyişle Junot Díazın “ilk roman”ı ayrıca 2008 Pulitzer kurgu ödülünü kapmış. Ha unutmadan, New York Times'ın 21. Yüzyılın 100 Kitabı listesine (buda son günlerde moda oldu) giren çarpıcı bir roman...
Roman, baş karakter Oscar Waonun yaşamı çevresinde Dominik Cumhuriyeti'nin tarihinden, diktatör Trujillo'nun gölgesinden ve DCye geçirdiği pençesinden izler taşıyor. Kitap, Latin Amerika kültürü ve tarihine dair yoğun göndermelerle örülü ve sıklıkla Spanglish (İspanyolca ile İngilizcenin karışımı) dilinde yazılmıştır. (Buraya ufak bir anekdot sıkıştırıyorum: Adam Sandlerin 2004 tarihli ve aynı isimli komedisini seyretmelisiniz) Neyse, yoruma dönelim, bu konu kitabı otantik kılarken bazı okurları dil engeline takılmaya zorlar. Açıkçası bu okuyuculardan teki benim
Díaz’ın, İspanyolca argo, terim ve deyimleri sıkça kullanması, anlatıya gerçekçi bir derinlik katarken, bazı okuyucular için zorlayıcı olabiliyor. Kitabın arka kısmında yer alan küçük sözlük yararlı olmakla birlikte, eksiklikleri nedeniyle okuyucuların sıklıkla gugıllamaya itiyor. Bu, edebi anlamda eseri daha çok kültürel bir yolculuğa dönüştürse de, her okur bu tür bir çabaya girişmek istemeyebilir. Kimi okuyucu için romanın bu yanıyla mücadele etmek, anlatının keyfini azaltabilir…
Kitap, yalnızca Oscar'ın kişisel mücadelesine değil, aynı zamanda diasporadaki bir ailenin travmalarına, diktatörlük altında ezilen bir halkın kolektif belleğine de dikkat çeker. Modern fantastik edebiyat, çizgi romanlar ve popüler kültüre yapılan göndermeler ise genç okurların ilgisini çekebilir. Díaz’ın kullandığı anlatım tekniği Salman Rushdienin Geceyarısı Çocukları ya da Gabriel García Márquezin Yüzyıllık Yalnızlık’ı ile benzer şekilde postkolonyal (arada sırada akademik zımbırtılarda yapıştırırım) bir