Filozof Alain, hiddetin bir hastalık olduğunu söyler. Hem de hiddeti öksürüğe benzetir. Nasıl ki öksürük bir tahrişle gelirse hiddet ye öyledir. Bir kere başladı mı bir kere ile kalmaz; ikide bir öksürdüğünüz gibi ikide bir de hiddetlenir, sağa sola çatarsınız. Bu hastalığın tek bir tedavisi vardır. O da gülmeye alışmaktır.
Hayatta bir insanın alakalanabileceği mevzular çoğaldıkça mesut olmak imkanı da çoğalır. Çünkü bunlardan birini kaybetse ötekilerle avunabilecektir. Saadet, işte bu avunmanın, kendini bir şeye vermenin içindedir. Hayatımız her ne kadar her şeyle alakalanmamıza yetmeyecek kadar kısa ise de basit alakalarımız günümüzü doldurmaya kafi gelebilir.
Cenab-ı Hakk'ın insanlara bahşettiği en büyük nimet, olan bitenleri zapt etmek kabiliyeti değil ondan daha kuvvetli olan unutma kudretidir. Her an her şeyi hatırlamış olsaydık halimiz ne feci olacaktı hiç tasavvur ettiniz mi?