30 Ekim 1918 tarihinde imzalanarak kabul edilen Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra kapanan Meclis-i Mebusan 12 Ocak'ta tekrar açıldı. Fakat 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgalinden sonra 12 Nisan'da paydos borusu çalınarak resmen kapandı. Bu mecliste Mustafa Kemal Paşa da Erzurum mebusu olarak bulunmaktaydı. Fakat bir hastalık raporu alarak bu meclis görüşmelerine katılmadı.
Düşünsene saray ve hükümet tarafından askerlikten atılmış ve dahası hakkında idam fermanı düzenlenmiş bir isyankâr eski bir paşa, İstanbul'da padişahın hemen yanındaki mecliste milletvekili oluyor. Bu durum bizlere öğretilen klasik inkılap tarihi bilgisi içerisinde nereye konulabilir?