Birden içini bir korku kapladı. Bu,bilinmezlikten kaynaklanan bir korkuydu.Mağaranın girişine öylece oturup kaldı ve dışarıdaki dünyaya bakmaya başladı. Bilinmeyenden o kadar korkuyordu ki, bu bilinmeyen ona düşmandı sanki.Sırtındaki tüyler dehşetle dikildi,dudakları öfkeli ve tehditkar bir biçimde hırlamak üzere büküldü.Bütün çelimsizliğine ve korkusuna rağmen o devasa dünyaya kafa tutuyordu.
...Yavru kurt eğer insan gibi düşünüyor olsaydı,hayatı açgözlülükle özetleyecek;şansın,acımasızlığın,başıboşluğun ve doyumsuzluğun başı çektiği,cehaletle kargaşanın iç içe olduğu dünyanın;vahşet ve bozukluk,kovalamak ve kovalanmak,avlanmak ve av olmak, yemek ve yem olmaktan ibaret olduğunu söyleyecekti..