Bu kitaba bayağıdır inceleme yazmak istiyordum ancak öncesinde kendi kendime sorgulamam gereken şeyler vardı.
Bunların ilki gerçekten kitap bana ne hissettirdi, -ki burada spesifik olarak kitabın finalini ele alabilirim.- ikincisi ise kitabın sonu nasıldı yani okurların dediği gibi zorlama miydi yoksa yazarın dediği gibi olması gereken son bu muydu?
Bence kesinlikle gereken son buydu. Nedenlerini birazdan anlatacağım.
Kitap bir distopik genç kurgu. Kitap 2027 yılının Türkiye'sinde geçmekte ve ülke artık krallık sistemiyle yönetiliyor, demokrasi son bulmuş. Kanunlar işlemiyor çünkü krallığını koyduğu kurallar var. Sıkıyönetim var, kısıtlama var. İnsanlar ne istediği kitabı okuyabiliyor ne de dizi, film veya şarkı dinleyip izleyebiliyor. Ancak krallığın izin verdiği kadarını yapabilmen serbest. Ve işte bu krallığın kuklalarından birinin oğlu ise tüm bu düzene isyan bayrağını çekmişti. Bu genç yaştaki pilot Tugay Demir ÇEVİKER; hayatını, aşkını, yaşamını bir kumar masasına meze yapıyordu.
Bu krallığı bitirmek isteyen Tugay bir örgüt kurmuş ve yanına ikizi Girayı, bu uğurda kendisine örnek olan onurlu bir adamın kızını yani Eftalya Atalar'ı, Eftalya'nın çocukluk dostu ve koruması olan Sinan'ı, birde yine bu onurlu adam tarafından kurulmuş olan ölüm timinin askerlerini almış. Yanina krallık düşmanı olan halkı da katan bu gözü pek genç adam bu yolda çokça kayıplar vermiş, bazen tehlikelere atılmış, bazen ihanete uğramış, kandırılmış, kimi zaman aşkı tatmış, hapse düşmüş, işkencelere maruz kalmış, ve hikayenin sonunda gerçek zafere ulaşmış.
Kitabın konusu özetlenirse ancak bu kadar oluyor ki spoilersiz özetlemek neredeyse imkansız ve sonuçta "imkansızlıklar imkan dahilinde değil."
Bu kitaba kırgınım çünkü ben mucizelere inanmayan biriyim ancak yine de bu kitapla