Peloponnes harbi tarihçisi Tukidides başlı başına bir fikir ve sanat anıtı olan ünlü eserinde bu tezin büsbütün tersini iddia etmekte, insanlık tarihinde ilk kez olayların gerçek nedenlerini görünürdeki nedenlerinden ayırt ettikten sonra harbin asıl nedeni olarak Pers harplerinden sonra Atina'nın gerek siyasal, gerek ekonomik alanda pek fazla güçlenmesini ve başta Sparta olmak üzere Peloponneslileri kuşkulandırmış olmasını ileri sürmekte, görünürdeki nedenler arasında ise Korint'le bu şehrin kolonisi Korkira (Korfu) arasında çıkan anlaşmazlığa Atina'nın karışmasını göstermektedir. Fakat teşkilat ve bünye bakımından birbirinden çok farklı iki siyasal birliğin başında bulunan en güçlü iki Yunan devleti ve bunların müttefikleri arasında patlak veren bu harpte her şeyden önce ekonomik nedenler büyük bir rol oynamış olsalar gerektir. Atina ticaret ve sanayinin Ege bölgesine egemen olduktan sonra, Adriyatik denizi ve İtalya'ya kazan uzanması batı ülkeleriyle öteden beri ticarette bulunan Megara ve Korint: gibi şehirleri Atina ile rekabet edemez duruma düşürmüştü. Atina batı ülkelerine ihraç ettiği sanayi mamulleri ve sanat eserlerine (en çok vazolar) karşılık buralardan en çok çeşitli madenler ve hububat ithal ediyordu. Tüm batı ticareti Atina'ya inhisar edecekmiş ve Pire limanı bu ticaretin merkezi olacakmış gibi görünüyordu. Fakat böyle bir durum gerçekleştiği takdirde Peloponnes devletlerinin Atina'nın yalnız ekonomik değil, fakat siyasal nüfuzu altına girmeleri de mukadderdi. Çünkü bütün bu şehirler günden güne artan nüfuslarını besleyebilmeleri için batıdan besin maddeleri getirtmek zorundaydılar. Hatta batı ticaretiyle doğrudan doğruya ilgisi olmayan Sparta bile Peloponnes'in bir gün tümüyle Atina'nın nüfuzu altına gireceğinden kuşkulanıyor, Megara ve Korint gibi