Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Arhidamos Harbi
Tukidides'in tarihi sayesinde tüm ayrıntılarını bildiğimiz "Peloponnes harbi" MÖ. 431 de başladı ve bazı küçük aralıklarla tam 27 yıl sürdü. Tarihlerde Arhidamos harbi adını taşıyan çatışmaların ilk 10 yılı oldukça monoton bir surette geçti. Tebailıların Atina'nın müttefiki Plataiai'ya saldırmaları üzerine harp başladı. Spartalılar, ilk zamanlar kralları Arhidamos'un komutasında, her yıl hasat mevsiminde Attika'ya girerek bu ülkeyi yakıp yıkmak ve Atina'yı kuşatmak yolunu tuttular. Aynı zamanda Atina ile müttefiklerinin arasını bozmak suretiyle deniz birliğini dağıtmak istediler. Atinalılar ise Perikles'in harp planına sadık kalarak Spartalılarla karada çarpışmaktan mümkün olduğu kadar çekindiler. Bunun için de Attika'yı boşaltarak halkı Atina surlarının gerisine çektiler. Aynı zamanda donanma ile Peloponnes kıyılarını yakıp yıkmaya ve batı yoluna egemen olmak üzere bu yol üzerinde bulunan önemli üsleri birer birer ele geçirmeye başladılar.
Sayfa 333·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Peloponnes Harbi Sebepleri
Peloponnes harbi tarihçisi Tukidides başlı başına bir fikir ve sanat anıtı olan ünlü eserinde bu tezin büsbütün tersini iddia etmekte, insanlık tarihinde ilk kez olayların gerçek nedenlerini görünürdeki nedenlerinden ayırt ettikten sonra harbin asıl nedeni olarak Pers harplerinden sonra Atina'nın gerek siyasal, gerek ekonomik alanda pek fazla güçlenmesini ve başta Sparta olmak üzere Peloponneslileri kuşkulandırmış olmasını ileri sürmekte, görünürdeki nedenler arasında ise Korint'le bu şehrin kolonisi Korkira (Korfu) arasında çıkan anlaşmazlığa Atina'nın karışmasını göstermektedir. Fakat teşkilat ve bünye bakımından birbirinden çok farklı iki siyasal birliğin başında bulunan en güçlü iki Yunan devleti ve bunların müttefikleri arasında patlak veren bu harpte her şeyden önce ekonomik nedenler büyük bir rol oynamış olsalar gerektir. Atina ticaret ve sanayinin Ege bölgesine egemen olduktan sonra, Adriyatik denizi ve İtalya'ya kazan uzanması batı ülkeleriyle öteden beri ticarette bulunan Megara ve Korint: gibi şehirleri Atina ile rekabet edemez duruma düşürmüştü. Atina batı ülkelerine ihraç ettiği sanayi mamulleri ve sanat eserlerine (en çok vazolar) karşılık buralardan en çok çeşitli madenler ve hububat ithal ediyordu. Tüm batı ticareti Atina'ya inhisar edecekmiş ve Pire limanı bu ticaretin merkezi olacakmış gibi görünüyordu. Fakat böyle bir durum gerçekleştiği takdirde Peloponnes devletlerinin Atina'nın yalnız ekonomik değil, fakat siyasal nüfuzu altına girmeleri de mukadderdi. Çünkü bütün bu şehirler günden güne artan nüfuslarını besleyebilmeleri için batıdan besin maddeleri getirtmek zorundaydılar. Hatta batı ticaretiyle doğrudan doğruya ilgisi olmayan Sparta bile Peloponnes'in bir gün tümüyle Atina'nın nüfuzu altına gireceğinden kuşkulanıyor, Megara ve Korint gibi
Sayfa 328·Kitabı okudu
Tarih

Nihat Yılmaztekin

, bir kitap okudu
6/10
·64 syf.·
Beğendi
·
27 saatte okudu
·
2023 4. kitabı
Robert Louis Stevenson
7.7/10 · 7,5bin okunma
Bu durum karşısında ancak Midilli, Sakız ve Sisam gibi büyük donanmaları olan devletler otonomilerini koruyabildiler. Başka küçük adalar ve kontinan şehirleri ise Atina'yı örnek almak suretiyle teşkilatlandılar ve her hususta Atina'yı taklit etmeye koyuldular. Atina kendi hukukunun birlik alanında yayılmasına büyük önem verdi; müttefiklerin birçok davaları Atina'daki jürili mahkemelere aktarıldı. Bu mahkemelerde son kararı yargıçlar değil, fakat juri üyeleri, aralarında görüşmeksizin, oylarını teker teker kullanmak suretiyle, veriyorlardı. Bu kararlar ise kesindi. Kallias barışından sonra Atina'nın çıkardığı bir sikke kanunu ile müttefiklerden gümüş sikke darp etme hakkı alındı. Bundan böyle bu şehirler yalnız Atina gümüş drahmilerini ve Atina ölçü ve ağırlık sistemlerini kullanacaklardı. Bu suretle Atina parası tüm birliğin geçer akçesi oldu. Atina birlik alanında doğrudan doğruya kendine tabi kleruhia'lar kurmak ve bazı müttefiklerin iç işlerini denetçiler (episkopos'lar) tarafından kontrol ettirmekle bunları kendisine tabi şehirlermiş gibi görmeye başladı.
Sayfa 322·Kitabı okudu
Tarih
Fakat Perikles bir adım daha ileri giderek hazinede biriken paraların nerelere harcandığına dair müttefiklere hesap vermemeye, bu paraları Atina'nın bayındırlığına harcamaya başladı. Müttefikler tarafını tutan Atinalı devlet adamı Tukidides'in "ostrakismos" ile dışa sürülmesi üzerine (443) Perikles müttefikleri "Atina'nın uyrukları" haline sokmak için son adımları attı. Bunun bir sonucu 443 yılında tüm birleşik şehirlerin Likya, Karya, İyonya, Hellespontos ve Trakya olmak üzere beş vergi bölgesine ayrılması oldu. Bununla siyasal birlik bir çeşit "konfederasyon" şeklini almış oluyordu.
Sayfa 322·Kitabı okudu
Tarih