Şermin Yaşar ile tanışma kitabım bu olacakmış meğer. Sevdim ben bu romanı, içime işledi. Az evvel bitti hala düşünüyorum okuduklarımı. Her bir karakteri tek tek aklımdan geçiriyorum. Çok kızdıklarım var, çok acıdıklarım ve de çok tanıdık gelenler var bana… Şermin hanımın emeklerine sağlık samimi ve etkileyici bir roman çıkmış ortaya.
Ethem, Emin, Ekrem, Hülya, Sevgi, Nurten, Çiğdem, Kazım baba, Mürüvet…
Bu insanlar (Çiğdem hariç) geniş bir ailenin birbirine çok da bağlı diyemeyeceğimiz insanları… Herbirinin hayat hikayesini, daha doğrusu içlerinde kopan fırtınaları kendi ağızlarından okuyoruz.
Bu kitap,
insanlar hakkında ne kadar da kolay ve hatta oldukça yanlış yargılara varabildiğimizi gösteriyor.
Hal ve hareketine, fiziksel görünüşüne,maddi imkanlarına vs bakıp haklarında fikir edindiğimiz insanların aslında iç dünyalarını görebilsek onlarla daha mutlu ilişkiler kurabileceğimizi anlatıyor.
İnsanın ailesini, kardeşini,anne babasını, eşini bile bazen gerçekten hiç tanımadığını vurguluyor.
Senelerce içimizde tuttuklarımız, anlatamadıklarımız, söyleyemediğimiz şeylerin hayatımızda derin izler bıraktığını gözler önüne seriyor.
Bir durup düşündüm tabi. Benim de Söylemediğim içimde tuttuğum neler var diye.
Epeyce saydım…
Anlatmak lazım geldiğini bu kitabı okuduktan sonra daha iyi idrak ediyorum.
Söyleyelim herkes bilsin ki ona göre davransınlar, kırmasınlar üzmesinler değil mi ama…
Hayat zaten yorar, insanlar birbirlerini yormasınlar bari…
Keyifli okumalar dilerim.