Beni bu ara en çok etkileyen kitap kesinlikle Kya'nın Şarkı Söylediği Yer oldu. Kitabı okumadan önce bu kadar çok beğeneceğimi gerçekten de düşünmüyordum. Ama kitabın yazım tarzı, betimlemeleri, Kya karakteri o kadar çok kalbime dokundu kii... Sanki bu ara bu tarz kitap okumaya çok ihtiyacım varmış gibi kitabı resmen içtim.
Konusundan hemen bahsedelim.
Kya 6 yaşındayken, sarhoş babasına ve onun dayaklarına dayanamayan Anne evi terk eder. Anne'nin evi terk etmesiyle ablaları ve abisi de onun peşinden Kya'yı Baba ile yalnız bırakır. Baba Kya'ya balıkçılık gibi bazı şeyler öğrettikten sonra Anne'den gelen mektupla o da evi terk eder. Ve Kya küçücük yaşta bataklıktaki evinde yapayalnız kalır. Martılarla arkadaş olur, bir şekilde kendini yetiştirir ve hayatına iki erkeğin girmesiyle de yalnızlığının son bulacağını sanır. Ama hiçbir şey beklediği gibi olmaz.
Kitap bir cinayetle başlıyor ve sonra cinayetin yıllar öncesine gidiyor. Evet kitabın biraz polisiye tarafları olduğu doğru ama bu kitaba kesinlikle polisiye diyemiyorum. Kitap Kya'nın hayatını, duygularını anlatıyordu daha çok. Kya'nın hayatını okurken yalnızlığı o kadar çok hissediyoruz ki empati yapıp üzülmekten kendimizi alamıyoruz. Ama Kya'nın üzücü bir hikayesi olduğu kadar da çok güçlü bir yapısı var. Okula bir gün gidip dalga geçildiği için de bir daha dönmemesi ama bir şekilde okula gitmeden kendini geliştirmesini okumak çok çok güzeldi. Kitap çıkardığında o kadar çok sevindim ki. Hayat ne kadar zor ve kötü olursa olsun pes etmeyip, başarıya ulaşmayı çok güzel anlatıyordu. Kya'nın hayatı o kadar çok yalnızlıkla doluydu ki, bazı şeyler insana gerçekten de umut veriyordu. Pes etmemeyi öğretiyordu. Ve en çok da affetmeyi...
Kitaba bayıldım, aşık oldum. Kya'nın Şarkı Söylediği Yer