Çağdaş Kocabıyık

Puan vermedi·160 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 21:06
·
2023 13. kitabı
Silvana Condemi
8.1/10 · 223 okunma
Reklam
9/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2023 09:40
Karen Armstrong’u kesinlikle çok seviyorum. Bu kitabını da son derece yararlı ve zihin açıcı buldum. Fakat bu “Eksen Çağı” kavramı konusunda bazı soru işaretleri oluştu kafamda. Zaten kendisine gelen eleştiriler genelde bu yönde. Eksen Çağı ilk olarak Alman filozof Karl Jaspers tarafından 1949 yılında ortaya atılmış bir kavram ve tam olarak Armstrong’un kitabında işlediği dört uygarlığı ve bu uygarlıkların belirtilen MÖ 900 - MÖ 200 arası dönemini kapsıyor. Fakat bu kavram herkes tarafından kabul edilmiş değil. Mesela Jaspers’ı bu konuda kültürler arasında yeterince ortak nokta ortaya koymamakla eleştiriyorlar. Gerçekten de Yunan ve Hint sistemleri birbirine daha benzer olsa da, İbrani ve Çin kültürleri bunlardan çok farklıdır. Dolayısıyla değişimleri sağlayan etkenler farklıdır. Gerçekten de, Armstrong da mesela en sonunda Yunan kültürünün diğer üç medeniyet olan Hint, Çin ve İbrani kültürleri gibi dinsel bir dönüşüm geçirmediğini kabul etmiştir. Bu kültürlerde nihayetinde halka yayılmış bir dinsel dönüşüm vardı. Yunan’da bu tür bir dönüşüm Hristiyanlığın gelişine kadar söz konusu olmamıştır. Ayrıca filozofların düşünceleri de daha materyalist görünmektedir. Bununla ilgili olarak bu çağ kendisinden önce ve sonra gelen dönemlerden çok keskin çizgilerle ayrılmaz. Bunun sebebi de, tabana yayılan dönüşümün çok geç gerçekleşmiş olması, yazarların eksen çağının merkezine oturttukları fikirlerin esasında çok sınırlı sayıda filozofun etrafıyla sınırlı kalmış olmasıdır. Armstrong bize gelişmeleri aktarırken yaşanan dönüşümlerde bu filozofların fikirlerinden ziyade maddi unsurların geçerli olduğu izlenimini ediniriz. Örneğin, demir işleme gibi bir etken olmasa Yunan demokrasisi nasıl gelişecekti? Benzer şekilde, demiri işleyen diğer kültürlerde benzer bir demokrasi anlayışı
Büyük DönüşümKaren Armstrong · Pegasus Yayınları · 201940 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
Kitapta yer alan her iki oyun da "empati" kavramıyla bir şekilde bağlantılıdır. Sofokles bunu Antigone'de işlediği konuyla, Aiskhülos da doğrudan bu oyunu yazmış olmasıyla yapmıştır. Düşünün ki, ülkece verdiğiniz bir savaşın üstünden belli bir zaman geçtikten sonra "düşmanın" gözünden bir tragedya yazıyorsunuz. Bu oyunda da düşman kötü değil. Tam aksine yiğitler, güçlüler ve övülüyorlar. Sadece liderleri hırslı ve tanrılara saygısızlık ediyor. Tanrıların ayırdığı iki karayı, gemiden köprüler kurarak birbirine bağlıyor. Buna kızan tanrılar salıyorlar belayı Persler'in üstüne. Bu oyun da Yunan da yiğit en az Persler kadar ama sonucu belirleyen tanrılar oluyor. Onların iradesi neyse o gerçekleşiyor. Pers ya da Yunan, onlar birer eşit oyuncudur bu oyunda. Bu açıdan Aiskhülos Homeros'un anlattığı kahramanlık çağının dilini kullanır; Salamis Savaşı'nın sahneleri tanrıların müdahalesi yönünden İlyada'da anlatılan sahneleri andırmaktadır. Benzer şekilde Aiskhülos oyunu Persler'in gözünden anlatıp, onları aşağılamayarak, aksine onların ölülerine ve geride kalan kadınlarının acılarına yaktığı ağıt gibi dizelerle ilginç bir empati örneği sergiliyor. Bu ilginç çünkü Homeros kendi döneminden 400 sene evvel gerçekleşmiş, olup olmadığı bile belli olmayan bir savaşı, destansı bir dil kullanarak anlatmıştı. Bu kadar süre geçtikten sonra hem Troyalılar'ın hem de Akhalar'ın acılarına eşit mesafede durabilmişti. Burada ise son derece güncel bir olaydan, bir kaç sene evvel gerçekleşmiş bir savaştan, hem de karşısında savunma pozisyonunda olduğunuz, sizi köleleştirmek isteyen bir düşmandan bahsediyoruz. Antigone'ye gelirsek, "Yeter artık vurmayın, adam öldü!" diyecektim ki, bir baktım adam hariç hayatta kalan yok. Şaka bir yana, Antigone'de insanı etkileyen şu: bizim zamanımızda "haklı
Persler - AntigoneAiskhylos · Mitos Boyut Yayınları · 2011185 okunma