xie

xie
@Chengzhu
꧁༺𝙰𝚛𝚍𝚎𝚗 𝚘𝚛𝚖𝚊𝚗𝚕𝚊𝚛ı𝚗𝚍𝚊 𝚋ı𝚛𝚊𝚔𝚝ı𝚖, 𝚅𝚎𝚛𝚘𝚗𝚊 𝚋𝚊𝚑ç𝚎𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚍𝚎 𝚋𝚞𝚕𝚊𝚌𝚊ğı𝚖. ༻꧂
Önemsiz Bir Kadın
"Üstelik sevgiye ihtiyacın vardı çünkü pek hastalıklıydın ve seni ancak sevgi hayatta tutabilirdi. Bir insanı ancak sevgi hayatta tutabilir." _______ "...Ve kapımı örttüm, güneşi
Alıntı
Önemsiz Bir Kadın
"Unut gitsin. Şimdi gelip de benden... Benden dünyada sahip olduğum her şeyi çalma. Her şeyin var. Hayatımın küçücük üzüm bağı bırak bana kalsın, etrafına duvar ördüğüm bahçemi, su pınarımı
Alıntı
TGFC
"Ekselansları, ben senin her şeyini anlıyorum. Cesaretin, umutsuzluğun; nezaketin, acın; öfken, nefretin;zekan, aptallığın. Eğer yapabilseydim, beni basamak taşı, geçtikten sonra yıktığın köprü, tırmanmak için ezmen gereken ceset kemiği olarak kullanmanı isterdim, ben milyonlarca bıçak kesiği hak eden bir günahkarım. Ama buna izin vermeyeceğini biliyorum." Bütün bunları söylerken akçaağaç kırmızısı olan cübbesi yavaş yavaş kayboluyordu. Xie Lian'ın titreyen elleri onu tutmaya çalışıyordu ve ruhani güç aktarmayı asla bırakmamıştı fakat yine de Hua Cheng'in bedeninin yavaş yavaş kaybolmasına engel olamıyordu.
Alıntı
Tgfc karışık alıntı
"Ben sıradan insanları kurtarmak istiyorum." __________ "İlki ikincisinden daha zordur, bu sebeple daha da hayranlık duyuyorum." __________ "Konuşmaya cüret etmek, onu yapmaya eninde sonunda başarmaya da cüret etmektir." __________ "Ona dedim ki yaşamaya nasıl devam edeceğini bilmiyorsan o zaman benim için yaşa. Yaşamaya devam etmek için bir sebep bulamıyorsan o zaman şimdilik, beni yaşama sebebin olarak gör ve beni hayatını destekleyen bir sütun gibi gör. Çiçek için teşekkürler! Çok güzel, çok beğendim!" _________ "Sekiz yüz yıldır boş boş dolaştığımı düşününce ben daha büyük bir başarısız olmuyor muyum?"
Alıntı
Heaven Offical's Blessing
"...Aslında daha önce söylemek istediğim her şeyi söylemeyi bitirmemiştim, hala çok şey var. Birileri benim konuşmamı dinlemeyeli çok uzun zaman oldu, kalmayacak mısın? Bunu... Sakın yapma. Buna dayanamam. İki kere, zaten iki kez oldu! Üçünce kez olmasını istemiyorum!" Hua Cheng zaten bu dünyadan, onun yüzünden iki kez kaybolmuştu! Fakat Hua Cheng şöyle yanıt verdi, "Senin uğruna savaşta ölmek benim en büyük onurum." Bu sözler ölümcül bir darbe gibiydi. Xie Lian'in gözlerindeki yaşlar artık dizginlenemiyordu ve dışarı doğru akmaya başlamışlardı. Hayatının son parçasına tutunuyormuş gibi yalvarıyordu, "Beni asla bırakmayacağını söylemiştin." Hua Cheng yanıt verdi, "Bu dünyada sonu gelmeyen hiçbir ziyafet yoktur.' Xie Lian başını eğdi ve konuşamadığı için kafasını göğsünün derinliklerine, kalbinin ve boynun arasına bastırdı. Fakat kısa bir süre sonra yukarıdan Hua Cheng'in sesini duydu, "Ama, seni asla bırakmayacağım." Bunu duyunca Xie Lian başını yukarı kaldırdı. Hua Cheng tekrar seslendi, "Geri döneceğim. Ekselansları, inan bana." Sesi sert olmasına rağmen soluk yüzü kararıyor, şeffaflaşıyordu. Xie Lian yüzüne dokunmak isteyerek uzandı ama parmak uçları havada kaldı. Şaşırdı, sonra yukarı baktı.
Alıntı