Nitekim Bebel "Kadının ve işçinin ortak özelliği her ikisinin de ezilmesidir,” der. Teknik evrim aracılığıyla kadının ve işçinin üretken emeğinin kazanacağı önem sayesinde ikisi birlikte ezilmişlikten kurtulacaktır. Engels kadının yazgısının özel mülkiyetin tarihine sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösterir; bir felaket, anne hakkının yerine patriyarkanın geçmesine yol açmış ve kadını babanın mülküne köle kılmıştır, ama sanayi devrimi bu düşüşün karşıtını oluşturacak ve kadının özgürleşmesine yol açacaktır. Şöyle yazar Engels: “Kadın ancak büyük bir toplumsal ölçekte üretime katıldığında ve artık ev işleri bakımından ona sadece önemsiz bir oranda gerek kaldığında özgürleşebilir. Bu ise ancak, kadının emeğini büyük ölçekte kabul etmekle kalmayıp onu biçimsel olarak gerekli kılan modern büyük sanayide olanaklı mümkün hale gelmiştir."
Sayfa 151 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okuyor
Erkekler her zaman bir kadının ilk aşkı olmak ister.Bu onların manasız gururu. Biz kadınlar bu konularda çok daha incelikli içgüdülere sahibiz.Bizim istediğimiz bir adamın son ilişkisi olmaktır.
Nereden başlayacağımı bilemiyorum... Kitabı okumayı sırf bitmesin veda etmeyeyim diye uzattıkça uzattım ve şimdi de inceleme yazarken aynı hisleri paylaşıyorum. Hainin Mührü'ne veda etmeyi hiç
Dışarıdan bakıldığında sıradan ve içine kapanık biri gibi görünen Raif Efendi'nin geçmişine açılan kapı aralandığında bambaşka bir hayat ortaya çıkıyor. Gençliğinde Berlin'de yaşayan Raif, bir sanat sergisinde Maria Puder ile tanışıyor ve hayatını derinden etkileyen bir ilişki yaşamaya başlıyor. Ancak zaman, mesafeler ve insanların söyleyemedikleri sözler bu ilişkinin yönünü değiştiriyor. İlk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında insanın kendi içine gömülüşünün hikâyesini anlatıyor.
Burada yaşanan trajedinin büyük olaylardan değil, söylenmeyen cümlelerden doğmasını da gördüm. Bazı insanlar kavga ederek kaybetmez, susarak kaybeder. Raif Efendi'nin hayatı boyunca taşıdığı yükün önemli bir kısmı da buydu. İnsan bazen başına gelenlerden değil, söyleyemediği şeylerden yaşlanıyor. Bu yüzden okurken aklıma sürekli şu düşünce geldi: Hayatımızı değiştiren anlar bazen yaptıklarımız değil, yapamadıklarımızdır. Bir kelime eksik kalır, bir adım atılmaz ve yıllar sonra bütün hayat o eksikliğin etrafında şekillenir.
Çekici kısım insanların birbirini ne kadar az tanıdığıydı. Raif Efendi çevresindekiler için silik, önemsiz ve sıradan biri gibi görünürken içinde kimsenin bilmediği koskoca bir evren taşıyor. Bu bana günlük hayatta karşılaştığımız insanları düşündürdü. Belki otobüste yanımızda oturan, belki her gün selam verdiğimiz biri, içinde romanlara sığmayacak kadar büyük acılar taşıyordur. Eserdeki en güçlü fikirlerden biri de buydu bence: İnsanların en gürültülü tarafları değil, kimseye göstermedikleri sessizlikleri onları gerçekten tanımlar.
LORD ILLINGWORTH
Denediğim her şeyde başarılı olduğumu bilmiyor musunuz?
BAYAN ALLONBY
Bunu duyduğuma üzüldüm. Biz kadınlar kaybedenlere bayılırız. Çünkü bize yaslanırlar.