İster istemez, ben de bavulu yere bırakıp kollarımı kaldırmış ve Ender'e sarılmıştım. Ama sessizlik içindeki o duruşumuz bana öylesine anlamsız geliyordu ki, bir an önce sona ermesinden başka bir şry istemiyordum.
Her yer karardı ve sesim kesildi. Yine de bağırmaktan vazgeçmedim. Düştüğüm karanlığın içinde, bağıra bağıra, kendimi duvarlara vurdum ama herkes uyuduğumu sandı.
İşte! Başkalarının akıllarına güvenmek, adamın bu işine yaramıştı! Kendi kararlarını vermekten vazgeçip, başkalarının kararlarını uygulaması gerektiğine inandığı gün, üzerinden, hayat boyu yapılması gereken bütün seçimlerin ağırlığı kadar bir yük kalkmış, hatta bir anlamda, özgürleşmişti.
Önce babasının, sonra da Rastin'in akıllarına güvenip bir köpeğe dönüşmüştü! Başkalarının akıllarıyla karar veren o adamın nasıl saf değiştirdiğini gözlerimle görmüştüm. Peki ama ne işe yaramıştı başkalarına güvenmek? Neydi çıkarı? Daha mı az hata yapmıştı? Kesinlikle hayır! Ama galiba, hatalarını daha az sahiplenmiş, hatta belki de o depoda geçirdikleri günler içerisinde hiçbir zaman, üzerinde bir sorumluluk hissetmemişti. İnce yelekle sardığım yüzündeki o garip huzur her şeyi anlatıyordu aslında. Yaşadığı sürece hiçbir seçimi kendi aklıyla yapmamış olanlardaki o ifadeden vardı yüzünde. Sorunluluk değmemiş bir yüz ve özgür iradeyle asla zorlanmamış yüz kasları...