Doğrusu toprağın altında daha rahata erecek! Bize ne, yaşlılık günlerinde rahata ereceğim diye didinen, keyfi yerinde tüccarlar bunlar! Rahata erer artık kırtasiyeci kadın!
Adele'in sağlığı pek iyi değildi. Her zaman biraz öksürürdü. Dükkanın kapalı havası, tezgahta kıpırdamadan durmak oha hiç iyi gelmiyordu. Gittikleri bir doktor ona istirahat ve güzel havalarda yürüyüş tavsiye etmişti. Ama insan çabuk tarafından küçük birikimler yapıp sonra da huzur içinde yiyebilmek isteyince, bu tavsiyelere hiç uymuyor. Adele ileride satıp savıp taşraya çekildiklerinde dinleneceğini, yürüyüşlere o zaman çıkacağını söylüyordu...
-"Acaba Dickon senin hakkında ne düşünecek?"
-"Benden hoşlanmayacak," dedi Mary, sert soğuk tavrıyla. "Kimse hoşlanmıyor zaten."
-"peki sen kendini seviyo musun?" gerçekten bilmek ister gibi sormuştu bunu.
Mary bir an duraksayıp düşüncelere daldı.
"Hayır... Pek değil," diye cevap verdi "Ama daha önce bunu hiç düşünmemiştim. "
Martha eve dair bir şey hatırlamış gibi gülümsedi.
"Bir keresinde annem söylediydi bunu bana
" dedi. "çamaşır teknesinin başındaydı, ben de keyfim kaçık, insanlar hakkında kötü kötü konuşuyordum, bana dönüp şöyle dedi: 'Seni küçük cadı! Orada durmuş şunu sevmiyom bunu sevmiyom diye söyleniyosun. Asıl sen kendini seviyo musun?' Bu sözler beni güldürdüydü, bir anda aklımı başıma getirdi."
Somurtkan ihtiyarı yüzündeki ifadenin değişmesi kızı şaşırttı. Yüzüne usul usul gülümseme yayılan bahçıvan artık epey farklı görünüyordu. İnsanın gülümsediğinde daha sevimli görünmesi ne kadar tuhaf diye düşündü kız. Bunu daha önce hiç düşünmemişti.
Yaşlı adam bahçede meyve ağaçlarının bulunduğu tarafa dönüp ıslık çalmaya başladı...alçak sesli, yumuşak bir ıslık. Böyle asık suratlı bir adamın nasıl böyle tatlı bir ses çıkarabildiğini anlayamadı Mary.
Sayfa 34 - işbankası kültür yayınları·Kitabı okudu