“hepimizinki günübirlik hayatlar;
hatırlayanın hatırlanandan farkı yok.
hepsi geçici. hem anılar hem de onların nesnesi.
her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın.
bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.”
d.h. lawrence'ın geçmişte sansürlenmiş ve dava süreçlerinden geçmiş romanı.
kitabı zaman zaman elime aldıkça okuyabildim. yazarın dolaylı anlatımı insanı bunaltıyor bir süre sonra. orijinal alıntılarına denk geldikçe çevirisinin de başarısız olduğunu fark ettim belki biraz da bundan kaynaklanabilir. ilgilenenlere mümkünse ing okumalarını tavsiye ederim, romanın şiirsel dilinin çeviriyle kaybolduğunu düşünüyorum.
"ama özellikle aşkta, günümüzde sadece sahte duygular var. hepimize duygusal olarak güvenmememiz öğretildi.
gerçek duygularınız varsa kimseye güvenmeyin.
paranızı bile onlara emanet edin,
ama duygularınızı asla. onları çiğneyeceklerdir."
"Ve insan ruhunun en büyük yasalarından birini belli belirsiz fark etti:
Duygusal ruh, bedeni öldürmeyen yaralayıcı bir şok yaşadığında, ruh beden iyileştikçe iyileşiyormuş gibi görünür.
Ama bu sadece bir görünüştür. Aslında bu, yeniden kazanılan alışkanlığın mekanizmasıdır.
Yavaş yavaş, ruhtaki yara, korkunç acısını yavaş yavaş derinleştiren ve tüm ruhu dolduran bir çürük gibi kendini hissettirmeye başlar.
Ve iyileştiğimizi ve unuttuğumuzu düşündüğümüzde, işte o zaman korkunç artçı etkilerle en kötü şekilde karşılaşmak zorunda kalırız."