Askere gittiğim zamanlar, eski bir tanıdığımın ısrar niteliğinde tavsiyesiyle Kürk Mantolu Madonna’yı okumuştum. Başta biraz isteksizdim, ama sayfaları çevirdikçe içime işleyen bir yalnızlık ve derin bir hüzün hissettim. Raif’in sessiz, içe dönük dünyası, Maria’nın gizemli ve dokunaklı varlığı… Her karakter adeta ruhuma dokundu. O dönemde hissettiğim yalnızlıkla kitabın melankolisi birleşince, kitap bende unutulmaz bir iz bıraktı. Okuduktan sonra insan ilişkileri, aşk ve sadakat üzerine daha derin düşündüğümü fark ettim. Kürk Mantolu Madonna, sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın kendi iç dünyasına yaptığı sessiz bir yolculuk gibi geldi bana.”