E.Ş

Sohbete mekanik olarak katılabildim ancak, içimdeki sarsıntı devam etti; çünkü bana sanki çevremdeki her şeyin içinden aslında uzun zamandır saklı kalmış bir şeye bakıyormuşum gibi geliyordu, fakat hep orada bulunmuş olması gereken, gölgeli bir geri plana benzeyen bir şeye; sanki o andaki bütün o mutlu yaşamım çiçek nakışlı ince bir tül gibi ağır ağır ayaklarımın dibine doğru iniyordu, ardındaysa dimdik sahici olan, gerçek olan yükseliyordu; peki neydi bu?
Sayfa 15·Kitabı okudu
1000k
Reklam
Ona bu şekilde tabi oluşun zorbaca baskıyla tutkumun içindeki en tatlı şeyler en acı verici şeylerle, hatta dehşetle kaynaştı. Bu, bir kadının zaten yapısı itibarıyla erkekten daha aşağı konumda olduğu bir durum değildi elbette. Aksi halde aşk için korkunç bir tatlandırıcı haline gelebilir, sinirleri müthiş uyarabilirdi; öyle ki ruhsal denge kaçınılmaz olarak yitirilirdi.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Bilmiyorum, belki de bunları başımıza saran ne rastlantıdır ne de mucizevi bir kuşun cıvıltısıdır; aksine çok eski yüzyıllardan gelen alışkanlıklar, çoktan ölüp gitmiş kadınlardan kalan kölelik ruhudur bu esnada içimizde fısıldayan; hem de bizim olmayan bir dilde, ancak bir düşteyken, sırtımızdan bir ürperti geçtiğinde, sinirlerimiz titrediğinde anlayabildiğimiz bir dilde.
Sayfa 4·Kitabı okudu
1000k
Fakat hayatımızın en saklı yanlarını, sinirlerimizi uyararak veya düşlerimizde baştan aşağı gizli bir şiddetle titreyerek çok, çok erken yaşlarda belirleyen şey katıksız rastlantılar değil midir? Yoksa başlangıç daha da gerilerde midir; ileride ne olacağımızı ve neyin acısını çekeceğimizi biz daha beşikteyken bir kuş cıvıldayarak kulağımıza mı fısıldar?
Sayfa 4·Kitabı okudu
1000k
Şimdi, bunu kendime karşı netleştirmeye çalıştığımda şaşkınlık içinde şunu düşünüyorum: Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az.
Sayfa 2·Kitabı okudu
1000k
Reklam