Cihat

Cihat
@Cmba
Kaptan
İTÜ denizcilik fakültesi mezunu
İstanbul
4 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:42
Tatar Çölü, yalnızlığın, yanlış tercihlerin, alışmanın, vazgeçememenin, beklemenin, umut etmenin, acı çekmenin, özlemenin, yaşamın, ölümün kitabı... Kısacası insan hayatı içerisinde yer alan en gerçek duyguların kitabı. Yalnızlık ömür boyudur. İnsan ne kadar büyük kalabalıklar içerisinde bulunursa bulunsun yalnızdır. Ne yaparsa yapsın bu uçsuz bucaksız yalnızlık hissini, yüreğindeki o kocaman boşluğu söküp atamaz. Bir yakınımız öldüğünde, en yakın arkadaşımızla kavga ettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda o yalnızlık hissini en derin şekilde yaşarız. Çünkü beklemediğimiz ve hiç ummadığımız bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. İşte o an yüreğimizin sesini dinlediğimizde ne kadar yalnız olduğumuzun farkına varırız. Ve hiç kimse bu yalnızlık hissimize gelip de çare olamaz. Çünkü acı çektiğimizde o acımız sadece kendimize aittir. Bize özeldir. O acıyı birazcık olsun dindirmemiz, acımızdan bir parça olsun alıp başkasına vermemiz mümkün değildir. Kurulacak hiçbir cümle veya söylenecek söz acımızı dindirmeye, yaralarımıza merhem olmaya yetmez. İşte o zaman anlarız ki, yalnızızdır, hem de yapayalnız... Yalnızlığımızın içerisinde hep bir bekleyiş, hep bir umut ediş vardır. Bir gün, yıllar boyunca beklediğimiz ve olmasını hayal ettiğimiz şeyler olacak diye bekleriz. O kutlu günü iple çekeriz. Geleceğin bizim için çok daha güzel bir hayat hazırladığını umut ederiz. Hatta bütün hayatımızı belki de o beklediğimiz gaye uğrunda gözümüzü kırpmadan harcarız. Yıllarımızı, senelerimizi o kutlu gün için feda ederiz. O gün geldiğinde bütün çabalarımızın ve emeklerimizin karşılığını bulacağını ve o günden sonra çok daha güzel bir hayata sahip olacağımızı umut ederiz. Peki ya o beklediğimiz kutlu gün hiç gelmezse? Daha doğrusu kitaptaki soruyu direkt sorayım: "Ya, gayet sıradan bir
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·95 syf.··
2018 3. kitabı
Kör Baykuş şimdiye kadar okuduğum romanlar arasında en olağandışı olanlardan biridir. Anlamak, dolayısıyla da anlatmak çok zordur bu romanı. Her okumadan sonra, bu anlayamamaktan kaynaklanan anlatamamazlık öylesine çarpıcıdır ki, “sen anlamazsan, senin dediğin de anlaşılmaz,” diye bir not düşme gereği duyarsınız. Ama, kesinlikle oldukça doyurucu bir eser. Etkisinden uzun zaman kurtulamayacağınızı garanti veririm. Çünkü, imgeler ve gerçeküstü simgeler bakımından çok zengindir. Okur Kafka üslubunu sayfalar arasında kesinlikle hisseder. Okur, Kafka’nın imgelerle yarattığı Kafkaesk labirentinde ağır ağır aynı yönde ilerlerken, Hidayet’in labirentinin bir döngü olduğunu fark eder. Aslında fark etmez, hisseder. Ama bilir ki, her İkisinin de yarattığı, kayıp oldukları labirentlerden çıkmayı başaramayacaktır. Aralarında bir algılama farkı vardır. Kafka ağır bürokratik cehennemde bir hiçliğin içine hapsolurken, Hidayet kendi içinde kaybolur. Eserin temi, her bir bireyin kendi dışında var olan, kendisini çevreleyen dünyanın-dünyasının bilincine varma konusunda, hayatının merkezine aldığı bir var olma mücadelesidir. Ailesi, karşı cinsi, hemcinsi ve genel olarak şer şey. Bu temi dillendiren anlatıcıdan duyduğunuz her şey, sanki normal bir anlatıcının değil, sarhoş bir uyuşturucu bağımlısı zihnin hayallerinden, algılamalarından süzülür. Kocaman bir SANKİ'yi atlamamak gerek. Neden böyle düşünürüz? Çünkü anlatıcı, metinde, gerçek anlamda ne bir zaman ne de bir mekan hissi verir okura. Aslında mekan vardır. Ama zamana dağıtır onu. Lime lime eder .Hatta aktardığı olayların herhangi birinin cereyan edip etmediğini de anlayamaz okur. Aynı olaylar habire tekrarlanıp durur. Dönüşler, işte yukarıda değindiğimiz ouroboros labirentin, kısır-ouroboros döngünün içine hapsolur. Anlatıcının
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma