İlk ihanet onarılmazdır. Başka ihanetlerden oluşan bir zinciri harekete geçirir ve bunlardan her biri bizi ilk ihanetimizden uzaklara, daha uzaklara götürür.
Kadın olmak Sabina'nın seçmediği bir yazgıydı. Seç-
mediğimiz bir şeye kendi erdemimiz ya da başarısızlığı-
mız gözüyle bakamayız. Sabina, seçmediği yazgısına karşı
en doğru tavrı almak gerektiğine inanırdı. Kadın olarak
doğmaya isyan etmek ona göre bundan gurur duymak ka-
dar aptalca bir şeydi.
Benim de bir zamanlar, akşam saatlerinde yemek masasının etrafında toplanıp birbirlerine ekmeği uzatırken, günlerinin nasıl geçtiğini anlatan bir ailem vardı. Ben de gündüz ya da gece ne yapmış olursam olayım, elbet dönerdim o masaya. Ve o dönemler şimdi hayli uzak ama birkaç hikâye var aklımın köşelerine sıkışmış olan...
Hepinizi seviyorum. Benim için üzülmeyin! Yalvarışlarından farklıdır katedralin duvarlarında yazanlar. Değil sadece dostların, ailenin üzülmesi, bütün dünyanın ağlaması için yazılmışlardır. Gözyaşlarından okyanuslar taşsın diye. Binlerce mektup! On binlerce müsvedde sayfası doldurulur. Bütün dünya üstat öldükten sonra, yaşadığına pişman olsun diye yazılır o satırlar. Altmış sekiz yılda intihar eden, altmış sekiz yıl boyunca da intihar ettirir!.. Bir stil meselesi. Hayat ve ölüm üzerine bir stil. İçeriğin zerre kadar önemi yoktur. Ne anlatıldığının, ne yapıldığının en ufak bir değeri yoktur. Sadece stil vardır.
Onunla benim, birbirimize anlatacağımız herhangi bir şeyimiz yoktu. Ağır kurşun yaraları almış ölmekte olan iki düşman askerinin birbirlerine dokunmadan yan yana yatmaları gibi. Hiç konuşmadan... Birbirimize en ufak yardımımız olamazdı. Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez... Bir stil meselesi.