Cumhuriyet sonrası (1924) yasaklanan Tekkeler ve Kur'an Kursları, din öğretimini illegal hale getirmiş. Çoğu hoca evlerinde veya camilerde gizlice Kur'an kursu vermiş. Yakalananlar, en azından hapsi göze alanlardı. Mesela 1940'lı yıllarda izinsiz Kur'an dersleri veren Çaykara'nın Holayisa Köyü imamı Hınıs Hoca (aynı zamanda kaval çalarmış) bir jandarma baskınına uğramış. Jandarmaların geldiğini duyunca hırkasının içindeki kavalı çıkarıp çalmaya başlamış ve çocuklara da horon oynatmış. Jandarmalar camide horonu görünce bu sefer de "Ulan camide horon mu oynanır" diyerek dipçiklerle hocayı fena halde dövmüşler.
Aşık Hoca, Atatürk'ün Trabzon'a geleceğini öğrenmiş. Kendisiyle görüşmek üzere kafasında şapkayla Atatürk'ü karşılamaya gitmiş. Bir fırsatını bulup görüşmeyi başarmış ve Kur'an dersleri vermek için izin istemiş. Atatürk Aşık Hoca'yı Kur'an okutarak dinlemiş. Sonra da "Sen işine devam et" diyerek şifahi olarak izin vermiş. Cumhuriyet sonrası açılan ilk Kur'an Kursu, Aşık Hoca'nın açtığı gayri resmi kurs olmuş! Aşık Hoca resmi izni ancak 1937 yılında alabilmiş.
Atatürk, "Bankanın adını ne koyacağız Hasan Bey" diye sormuş. Hasan Bey de, "Paşam uzun lafın kısası, her işle uğraşacak, bu bankanın adı İş Bankası olsun" diyor. Atatürk de bu sözü çok beğeniyor.