Hilal

Kızagan
Kızagan, Türk mitolojisinde savaş tanrısı olarak bilinen çok kuvvetli bir varlık. Göğün dokuzuncu katında yaşamaktadır. Kayra Han’ın oğludur. Savaşlarda, komutanlara önderlik eder. Onun sayesinde tüm savaşlar kazanılır. Savaşları korur, askerlere kuvvet verir, yenilmez olmalarını sağlar. Az sayıda askerle büyük bir ordu bozguna uğratıldığında, bunun Kızagan sayesinde olduğu bilinir. Kızıl yularlı bir devenin sırtında gezer. Gökkuşağından bir asa taşır. Kızıl renkle simgelenir, kuvveti temsil eder.
Sayfa 149 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Reklam
KARA UMAY / OMACI / UMACI
Hakas söylencelerinde, evlere yerleşen ve evdeki çocukların bir bir ölmesine sebep olan kötü dişi bir varlıktan bahsedilir. İyi bir varlık olarak bilinen, kadınların ve çocukların koruyucu ruhu Umay'ın zıttıdır. Evlere musallat olur. Kara Umay'ı mesken tuttuğu evden kovabilmek için Kara Şamanların yardımı gerekir. Şaman, Kara Umay'ın suretine benzeyen Çeek İmay dedikleri bir kukla hazırlar. Onu mavi renkte giydirir. Dualar okur, adına kurban keser ve Kara Umay'ın acıklı ruhunu, karanlık dünyasına geri yollar. Çocuk Umosu, Omacı ve Umacı isimleriyle de bilinir.
Sayfa 143 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
KARAKONÇOLOS
Anadolu ve Bulgar söylencelerinde, Karakoncolos adında bir varlığa rastlanır. Kışın en soğuk günlerinde insanlara zarar veren kötü bir varlıktır. Kara renkte ve çirkindir. Özellikle Kuzeydoğu Anadolu anlatılarında yer etmiştir ve Bulgar söylencelerinde de izine rastlanır. Bulgarca ismi “Karakondjul”dur. Kendine has özellikler taşır. Zemherinin (kışın en soğuk zamanı, ocak ayına denk gelir) ilk 12 günü boyunca, insanlar uyurken sokaklarda sessizce dolaşır. Rastladığına “Nereden geliyorsun”, “Nereye gidiyorsun?", "Adın ne?” gibi sorular sorar. Verilecek cevapların içinde mutlaka kara kelimesi geçmelidir. “Kara Köy'den geliyorum”, “Karasu'ya gidiyorum”, "Adım Kara Hasan” gibi. Aksi takdirde Karakoncolos elindeki kocaman tarakla vurarak karşısındakini öldürür. Bu durumdan korunmak için kış günleri evlerdeki taraklar ortada bırakılmaz. Karakoncolos'tan “Zemheri Cini” olarak da bahsedilir. Fırtınayla geldiğine veya denizden çıktığına inanılır. Sözlü anlatılara göre bu varlık, Doğu Karadeniz bölgesinde Karakonculu, Karakoncilo, Koncolos gibi isimlerle de anılır. Küçük çocukları ve yeni doğmuş buzağıları yer. Bu durumu engellemek için ev sahibi kapıya kuymak adı verilen bir yemek koyar. Yozgat civarında adı Congolos'tur. Kışın en soğuk günlerinde ortaya çıktığı için Yozgat'ta bu günlere “Congolos Ayı” (10 Ocak- 17 Ocak) denir. Mevsim tarifleri Congolos girdi, Congolos'tan sonra şeklinde yapılır. Yozgat'ta anlatılana göre, bu varlık, açıkta duran yiyecek küplerine tükürür, idrarını yapar, böylece hastalıklara sebep olur. Bu yolla hastalığa yakalanan insanlara ise “marazlı” denmektedir.
Sayfa 138 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Harkıt
Türk ve Bulgar söylencelerinde bahsedilen Harkıt, damlarda dolaşan ve bacalardan torba sarkıtarak çocukları kaçıran kötü bir ruh olarak karşımıza çıkar. Çocukların çokça yaramazlık yaptıkları bir vakit, yaşlı nine şu tekerlemeyi okur: Harkıt! Bacadan torbanı sarkıt! Çocukları al da kaçırt! Harkıt! Kulaklarını sarkıt! Ağlayanı bağıranı kaçırt! Tabii bu durum karşısında çocuklar Harkıt tarafından alınıp götürülmemek için susar. Bu varlık aynı zamanda Baca Cini olarak da bilinir. Bacadan bir torba sarkıtır. Bu torbanın içine de çocukları kandırmak için şeker ve hediyeler koyar. Böylece torbaya giren çocukları alıp kaçırır. Ayaz Ata (Noel Baba) kişiliğinin kötücül bir varyantıdır. Bulgar kültüründe “Torbalan” olarak bahsi geçer. Anadolu'nun bazı yörelerinde ise “Torbalı” olarak bilinir.
Sayfa 117 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Germakoçi
Germakoçi, Laz halk söylencesinde bahsi geçen, maymun ile insan arası bir orman yaratığı. Ormanların derinliklerinde yaşadığı, uzun boylu ve çok iri olduğu, vücudunun ise tamamen kıllarla kaplı olduğu söylenir. Gürcücede Oçokoçi ve Megrelya'da Oçhokoçi isimleriyle anılan canavarlarla aynı özellikleri taşır. Konuşmasını bilmez, çıkardığı dayanılmaz sesler ile insanları korkutur. Vücudu bazen bir maymun bazen de bir ayı gibi tasvir edilir. Halk arasında “Yaban Adamı” denir. Uzun ve son derece keskin pençeleri vardır. Yanında her zaman balta veya benzeri kesici bir alet taşır. Kendisine saldıran insanları bu aletlerle ikiye ayırarak öldürür. Bazı söylencelerde ise yanında herhangi bir alet taşımamasına rağmen yine de insanları parçalara ayırdığı anlatılır. Ama bu sefer balta yerine tırnaklarını kullanmaktadır. Germakoçi'yi öldürmek için tek bir el ateş edilmesi gerekmektedir. İnsanlar tarafından öldürülen yaratık, ikinci kez ateş edildiğinde mutlaka dirilir. Böyle olursa Germakoçi gücünü yeniden kazanıp avcıyı öldürür. Laz kültüründe “Ziputina” adıyla bilinen bir masalda da adı geçen Germakoçi, bu varyantta bir yamyam olarak anılır. Germakoçi hakkında ilk ağızdan anlatılan bir hikâye şu şekildedir: “Biz Karadenizliler cinlerin geceleri ormanlarda horon teptiğini düşünen yahut onlarla horon teptiğini söyleyen insanlarla dahi muhatap olduğumuz için bu hikâyeler bizde ne gerçek ne yalan, ikisi arasında takılıp kalmıştır. Bahsettiğim hikâye bizzat babaannemin başından geçmiş. Şöyle ki köy yerinde sabah erkenden kalkılır ve tarlaya çalışmaya öyle gidilir. Ancak saat olmadığı için aya bakarak hareket edilip öyle evden çıkılır. Babannemle babası bir sabah saati yanlış hesaplayıp birkaç saat evvelden yani gece yarısından az sonra yola çıkmışlar. Yol kenarında tüylerle
Sayfa 110 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Reklam