Hilal

"İki dünya var," demişti Can'ın babası, "birinde biz yaşıyoruz, diğerinde şairler." "Şair; belden aşağısı geçmiş, belden yukarısı insan olan bir yaratıktır," demişti annesi, gözlerini kocasına dikip. Ardından bütünüyle dullara özgü bir edayla iç geçirerek mırıldanmıştı: "Yarı insan yarı geçmiş."
Sayfa 6 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
Reklam
UBIR/VAMPİR/HORTLAK
Gagavuz Türklerine göre günahkâr insanların ruhları, Başkurtlara göre kötü büyücülerin ruhları, Batı Sibirya Türklerine göre ise intihar edenlerin ruhları öldükten sonra Ubır'a dönüşür. İri başlı, kuyrukları uzun, kocaman varlıklardır. Ağızlarından ateş çıkarabilir ve dilerlerse uçabilirler. Geceleri mezarlarından çıkıp insanları rahatsız ettikleri anlatılmaktadır. Gördükleri her şeyi yiyip yutarlar. Ele geçirdikleri insanların içine girer ve onları sürekli yemeye iterler. Musallat olduğu kişi yedikçe yer ama bir yandan da zayıflar. Çünkü yedikleri Ubır tarafından sindirilmektedir. Tatar halkında, "Kendisi doysa gözü doymaz Ubır" şeklinde bir deyim vardır. Azgın, açgözlü, her şeyi yutan bir varlıktır. Leş dahi yer. Korkup çekindiği kimse yoktur. Ubır'a dönüştüğü tespit edilen kişinin mezarı açılır ve göğsüne kazık çakılır. Balkanlarda da Ubır varlığından bahsedilmektedir. Geceleri mezarlarından çıkar, bir kurda dönüşür ve bütün gece dolaşırlar. Kazan Tatarları ise sihirle uğraşan insanlara musallat olduklarını bilirler. Ubır'ın kontrolüne giren büyücüye Ubırlı Keşe veya Ubırlı Karçık denir. Ubırlı Karçık ölürken, topuğuna iğne batırılır veya mezarının üzerine meşe saçılır. Böylece Ubır o kişiyi terk edemez ve onunla birlikte ölür. Batı Sibirya Tatarlarında Uvar veya Uvır olarak bilinir ve diğer anlatılara ek olarak kan içtiği ifade edilir. Slav halklarının vampir olarak nitelediği kötü ruh ile bağlantısı burada başlar. Uvar, insanlara ve hayvanlara saldırarak kanlarını içer ve onları böylece öldürür. Türk söylencelerinin aksine Slav halkları Uvar'ın çıkış noktasını, ters ilişkiden doğan çocuğa bağlar ve böyle çocukların öldükten sonra Uvar'a dönüştüğü anlatılır. Tüm söylencelerde, Ubırların gece vakti mezar Ubırlı Karçık ölürken, topuğuna iğne batırılır
Sayfa 191 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
TEMİR HAN
Erlik'in dokuz oğlundan biri. Şaman adayına cehennem yurdunda eziyet eden, ruhuna acı çektiren, bu yolla da şamanı eğiten kötü ruh. Şaman adayı ancak cehennemin derinliklerine inip tüm acıları ve hastalıkları tecrübe ettikten sonra tekrar yeryüzüne çıkıp insanları iyileştirebilir. Temir Han da işte bu eğitim sırasında şaman adayını parçalara ayırıp demir örsüyle başını defalarca ezer. Böylece şamana acı deneyimi yaşatır. 3. yüzyılda Sibirya Türkleri arasında derlenen bir anlatıda Temir Han'ın şaman adayına yaptıkları detaylarıyla anlatılır: Bundan sonra şaman adayı cehennem yurdunda bir dağa ulaşır. Dağın dibindeki bir yarıktan içeri girer ve elinde körük olan çıplak bir adam görür. Atește ise devasa boyutlarda bir kazan bulunmaktadır. Adam, şaman adayını görür görmez kerpetenini eline alır, ‘Ölümün oğluyum.’ der. Sonra da şaman adayının başını kesip küçük parçalara ayırır. Üç yıl boyunca bedenini pişirir. Sonra da başını örsüyle ezer. Buna şamanın yontulması denir. Temir Han bundan sonra şaman adayının kemiklerini tekrar birleştirir ve ona üç adet şaman giysisi verir. Hemen sonra da şamanın gözlerini değiştirir. Böylece şaman artık ruhları görebilmektedir. Altay Maaday-Kara Destanı’nda şunlar aktarılıyor: Temir Kağan’ın yedi katlı Taş sarayı göründü Kapısında at bağlanan Sekiz dallı demir kavağın Demir yaprakları sallanıyordu
Sayfa 187 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Şürela
[Yarım Cin, Şureli, Şurala, Çurala, Çürele] Volga Boyu Türklerinden rivayet edilen Şürela, tek gözlü, tek kollu, tek bacaklı kötücül varlıklar olarak tasvir edilir. Vücutları uzun kıllarla ve tırnaklarla kaplıdır. Alınlarının ortasında tek bir boynuzları vardır. İnsanlar gibi konuşur, kambur yürürler. Parmakları ağaç budakları gibi eğri büğrüdür. Yaşadıkları sürece parmakları pek çok kez kırılır ve sonra yeniden çıkar. Çok hızlı koşucudurlar. Ağaçların arasında saklanırlar. Güneş doğarken veya batarken görünür sonra yine kaybolurlar. Ormanların içinde aileleriyle birlikte yaşamaktadırlar. Ağaçların arasında yalnız başına yürüyen insanlara yollarını kaybettirip onları kuytulara sürüklemek gibi kötü âdetleri vardır. İnsanları kandırmak için yollarına çıkıp ağlamaya başlarlar. Ormanda kaybolduklarını söyleyip kendilerini acındırırlar. Eğer karşılaştıkları kişi Şürela'ya yardım etmeye karar verise, Şürela tarafından ormanın insan ayağı değmemiş kuytu köşelerine götürüleceği artık kesinleşmiş demektir. Fakat yanında köpekle dolaşan insanları rahatsız edemezler. Bu varlığın ilginç alışkanlıkları vardır. Karşılaştıkları insanlara pek çok soru sormalarına rağmen, kendileri sorulardan hiç hoşlanmazlar ve hiçbir soruyu da yanıtlamazlar. Ayrıca oyun oynamayı da çok severler. İnsanlara oyun oynamayı teklif ederler. Eğer biri bu teklifi kabul edecek olursa Şürela bu insanı ölene kadar gıdıklar. Şürela tarafından takip edildiğinde ya da bu konuda bir tehlike sezildiğinde, pantolon ve ayakkabılar çıkarılıp ters bir şekilde yeniden giyilir. Eğer bunu yapmak mümkün değilse geri geri yürünmelidir. Ondan kurtulmanın başka bir yolu yoktur. Anadolu'daki “şeytana pabucunu ters giydirmek” sözü bu durum ile bağlantılıdır. Ayrıca sudan korktuğu da bilinir. Ondan kurtulmak için
Sayfa 183 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Körmös
Türk söylencelerinde ölen ruhların dönüştüğü varlıklar Körmös ismiyle anılır. İyi insanların ruhları Aruu Körmös'e, kötü ve ayıplı insanların ruhları ise Caman (Yaman) Körmös'e dönüşür. Altay söylencelerinde bir de eziyet çeken acıklı ruh manasında Gal (Ateş) Körmöslerden bahsedilir. Sadece eziyet çekerler, kötülük veya iyilik yapmazlar. Aruu Körmösler; insanlara yardım eden, ailelerini koruyan ve Tanrıça Ülgen'in emrindeki ruhlardır. Caman Körmösler ise yeraltı dünyasında Erlik'e hizmet ederler. Bunlara Sokor (Kör) Körmös dendiği de olmaktadır. Körmösler gün doğumu ve gün batımı saatlerinde kendilerini gösterirler. Bu saatlerde uyuyan insanların ruhlarını çalabilirler. Çünkü Altaylarda bilinir ki uyuyan inanların ruhları bedenlerini terk eder. Ve Körmösler tarafından ruhları kaçırılabilir. En iyisi o saatlerde uyumamaktır.
Sayfa 152 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim