Hilal

Çarşamba Karısı
Türk söylencelerinde karşımıza çıkan Çarşamba Karısı, sadece çarşamba günleri ortaya çıkıp her yeri çar çabuk gezen, pejmürde, pis ve dağınık saçlarıyla hemen dikkatleri üzerine çeken bir tür cadı olarak tasvir edilir. Anadolu'nun bazı bölgelerinde, çarşamba gecesi işe başlanırsa işlerin yolunda gitmeyeceği inancının kökeninde bu varlık bulunmaktadır. Yine Anadolu'nun bazı bölgelerinde, yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştırdığına inanılır. Eğer kızarsa o eve kötülük yapar, gelip evin çocuğunu kaçırır. Sadece çarşamba günü ortaya çıkıp hızlı hızlı gezinmesinin sebebi, dolaşma hakkının sadece o günle sınırlı olmasıdır. Tire, Ödemiş ve Bayındır bölgelerinde işte bu yüzden amaçsız, hiçbir iş yapmadan ortalıkta dolaşan insanlara, “Çarşamba Karısı gibi gezip durma!” denmektedir. Ayrıca Türkçede “Çarşamba Karısı gibi saçı başı karışık” gibi ifadelere de rastlanır.
Sayfa 76 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cazı
Doğu Karadeniz bölgesinde bahsedilen bir cadı motifi. Cazılar normal anne babadan doğmuş ve cadılığı sonradan öğrenmiş kadınlar olarak düşünülürler. "Mayisa" olarak da bilinirler. Uçabilmek için üzerlerine insan pisliği sürerler. Mısır'dan Kırım'a uçarak gidebildikleri söylenir. Örümcek ve kuş gibi şekillere dönüşebilirler. Çocuk ve kadınların ciğerlerini yediklerine ve suya atıldıklarında batmadıklarına inanılır.
Sayfa 75 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
BÜKREK ve SANGAL
Altay mitolojisinde karşımıza çıkan Bükrek ve Sangal, sürekli birbirleriyle savaşan, son derece vahşi ve acımasız, kanatsız iki ejderhadır. Savaşırken görünümleri, “Ying-Yang” sembolünü çağrıştırır. İkisinin de görünüşleri dev kertenkeleler gibidir. Uzun boyunları ve güçlü pençeleri vardır. Bükrek, dünyanın sonundaki tüm denizlerin içine aktığı büyük okyanusta yaşar. Sesinin çok güzel olduğu ve dünyanın öbür ucundan bile duyulabildiği söylenir. Sesini duyan kötü ejderhalar hemen kaçarlar. İyiliği, aydınlığı temsil eder. Sangal ise karanlığı ve kötülüğü simgeler. Dünyanın sonundaki ateş denizinde, Oddeniz'de yaşadığı söylenir. Rivayete göre Bükrek ve Sangal tam dokuz yıl savaşmıştır ve Bükrek bu savaşı kazanmıştır. Fakat yine de her bin yılda bir, yeniden savaşmak için yaşadıkları yeri terk ettikleri rivayet edilir.
Sayfa 73 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
BÜKE
Anadolu söylencelerinde yılana benzer dev bir sürüngen olarak anılan Büke, aynı zamanda Çin kaynaklı ejderhaları anımsatan tipik özelliklere de sahiptir. Kanatlıdır, uçabilir ve ağzından ateşler saçıp dişlerinden asit akıtır. Derisi zır gibi pullarla kaplıdır. Anlatılar, Büke'nin ruhu hakkında şunları söylemekte; bazen bu varlıkların ruhları, başka yerlerde saklanır. Bu ruhlar genellikle bir balığın, bir ayının, bir kuşun veya bir geyiğin karnındadır. Bazen de ruhlarını altın bir sandığın içine, derin denizlerin dibine saklarlar. Onları öldürebilmek için önce ruhlarını bulmak gerekir. Anlatılarda karşımıza çıkan Büke varyantlarından biri Demirbüke ismiyle anılır. Demirbüke adlı ejderhanın yedi canından biri, yedi ırmağın ötesinde bulunan yedi ovanın ilerisindeki yedi dağın ardındaki yedi boynuzlu bir geyiğin karnındadır. Bul ki öldüresin. Yine bir Büke varyantı olan Subuka/Suvbuga ise, görünüş olarak Büke ile aynı özellikleri taşısa da o sadece suda yaşamaktadır ve kanatları olmasına rağmen uçamaz.
Sayfa 70 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Bedik
Bedik, Türk söylencelerinde bahsedilen Eğlence Cini. Aslında kötücül ve bencil bir ruh olmasına rağmen insanlara, onlardan korktuğu için zarar veremez. Ama gücü yettiği hayvanları korkutup dalga geçtiği için de sevilmez. Eğer kovulmak istenirse, Bedik'in yerleştiği evin avlusunda toplanıp adına bir eğlence düzenlenir. Eğlenceli şarkılar eşliğinde dualar okunur. Bedik'ten çıkıp gitmesi, geldiği yere dönmesi ya da en azından komşu avluya göçmesi rica edilir; bu konuda ikna edilmeye çalışılır. Eğer laftan anlamazsa tehdit ve hakarete başvurulur. Buradaki amaç, büyü gücüne sahip Bedik'in gözünü korkutarak çekip gitmesini sağlamaktır. Sırıtkan, sinir bozucu bir varlıktır.
Sayfa 62 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim