Seni bütün ihtiraslarında büyültecek, ezilsen bile ezmeyecek, yenilsen bile yükseltecek, düşsen bile kaldıracak bir tek büyük his vardır: İstiğna. Feragata daima hazır olmak.
Pek iyi bil ve bilirsin ki vazgeçmeğe hazırlanan muvaffak olur.
Vazgeç!
En büyük şiddetle iste, peki; istedin, peki; şimdi vazgeç. Bundaki namütenahi zevki de bilirsin. Kaç kere ve neler istemiş, kaç kere ve nelerden vazgeçmişsindir. Sev, iste; anla ve vazgeç.
Hepimiz biliriz ki insanlar, ebedi zannettikleri ayrılıktan suitefehhümlerden, kinlerden, nefretlerden, gayri kabili tamir görünen kalb kırgınlıklarından pek çabuk kurtulur. Bir kere kırılan kalbin bir daha yapılamayacağı pek yanlış bir tarzdır. Daima kırılan ve daima yapılan şeyin adı kalbtir çünkü bu canlı bir şeydir; daima değişir ve yeniyi yaratır; kalbi bir porselen vazo gibi câmid bir şey farz etmek doğru mudur?
Bu mektubu yazarken tarih haziranın üçüdür, gün çarşambadır, saat sabahın sekiz buçuğudur, hava güzeldir, kalb rahattır, hayat yenidir ve ben her şeyi anlamış bulunuyorum.