Öyle ya da böyle küflenecektim çünkü şairlerin en iyi bildiği şey budur: Duyguları anlatmaya çabalarken, duyguları anlatmak için kendilerini donatırken duygusuzlaşmak ve küflenmek. Hiç kimseye, hiçbir şeye yakın olamamak.
Bir kadın, tabiatının gereğiymişçesine ilk gençliğinden itibaren kalbine saplamaya hazır tuttuğu bıçağı, kaşla göz arasında karşısındakine saplayabilir.
Matematikçilere bakın, hepsi dehalarını gençliklerinde göstermiştir. Bazı şairler için de bu böyledir. Onlar için şiir, gençliğin yüksek ateşinin yol açtığı sayıklamalardır.
İnsan şaşırmaktan hatırlamaya ve hüzünlenmeye fırsat bulamıyordu. Geçmiş utanılacak bir şeymiş gibi tamamen siliniyordu.
Şair, "Geçmiş gerçekten utanılacak bir şeyse," diyor, "bu durumda onunla hesaplaşmak gerekir, onu yok etmek değil." Sonra bakışları lokantanın içinde dolaşıyor, "Bazen bir muhasebe defterinin adaletine ihtiyaç duyarız.”