Türkler, İslâm'a hizmet eden en büyük millet olma sıfatını gerçekten hak etmişlerdir. Peygamberimizden ve yüce sahabî kadrosundan sonra, bu sıfat gerçekten Türk Milleti'nin hakkıdır.
İslâmiyet'ten gayri dinlere katılan Türk boyları, maalesef milli kültürlerini kaybederek silinip gitmişlerdir. Hıristiyan olan Hazarlar, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar, Macarlar, Bulgarlar... kısa zamanda Türklüklerini kaybetmişlerdir. Öte yandan Tobgaçlar, Budizm'in tesiri ile Çinlileşmişlerdir. Oysa, müslüman olan Türkler, yalnız İslâmiyet'e hizmet etmekle kalmamışlar, milli şahsiyetlerini koruyarak dünyanın en güçlü devletlerini kurmuşlardır. Türklüğün İslâm'la kaynaşması hem Türk dünyasına hem İslâm dünyasına karşılıklı faydalar sağlamıştır. Bilhassa Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Milletinin ilimde, sanatta din ve ahlakta gösterdiği gelişme kurduğu büyük medeniyet bütün dünyada hayranlık uyandırmış, tarihin çehresini değiştirmiş, bugünkü birçok medeniyete ışık tutmuştur.
Ayrıca unutulmamalıdır ki Müslüman bir cemiyette, bir Müslüman açlıktan ve sefaletten dolayı ölmüş olsa, zekât vermeyen veya zekât borcunu tam ödemeyen bütün zengin Müslümanlar, o kişinin katili olurlar.
Ay isen bize ışığından bir huzme gönder.
Gül isen bize bağrından bir koku gelir.
Yolunu bekleyenlerin canları
Dudaklarına geldi, feryat elinden.
Ey feryatlara yetişen sevgili
Atını başka diyarlara da sür.
Bu şeytanların üzerine ya bir ÖMER gönder
Yahut, bu savaş meydanına bir ALİ yolla..