İslâmiyet, herhangi bir kavmin ve ırkın tekelinde olmadığı gibi, herhangi bir sınıf, zümre, aile ve partinin de tekelinde değildir. İnanan herkes bu dindendir, hiç kimse bir ''mümini'' dininden çıkaramaz. Mümin inandığı sürece Müslüman'dır.
İtikat ve ibadete bid'at , katan, İslâmiyet'i kendi dar idraklerine göre tamamlamaya kalkan beyinsizler , kendilerine ne ad verirlerse versinler , asla İslam'a hizmet etmemektedirler.
Bütün mesele İslâm'ı doğru anlamada, doğru inanmada , peygamber tebliğlerini saptırmadan yaşamadadır.İslâm'ı asrın ışığında değil asrı İslâm'ın ışığında kritik edebilmektedir.
Bununla beraber İslâmiyet, kendi inanç ve esaslarından asla taviz vermeksizin insanın ferdî ve içtimaî gerçeklerine değer verir. Ferdin ve toplumun kendi inanç ve esaslarına ters düşmeyen değerlerini geliştirir. Millî ve mahallî değerleri örf ve adetleri, kendi prensipleri içinde nizama sokar. İslâmiyet milli varlığı ve değerleri inkar etmez, ondaki küfrü ayıklar milleti yıkmadan bilakis güçlendirerek müslümanlaştırır.
Türk - İslâm ülküsü, Türk Milleti'ni İslâm'la , İslâm dinini Türk Milleti ile güçlendirmek ve yüceltmek demektir.