Can

Puan vermedi·385 syf.··
2019 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2019 15:10
Hristiyanlığın hikâyesini, kutsal kitaplardaki kronolojiye sadık kalarak fakat kendi bakış açısı ile yorumlamış Saramago. Bu yüzden de pek çok okur tarafından kitabın isminin Saramago'ya Göre İncil olması gerektiği düşünülmüş. Tüm bilinen , kabul gören, insanın en hassas noktası olan kutsal metinleri cesurca yorumlamış diyebilirim. Okudukça pek çok insanın neden rahatsız olduğunu, hatta yazarın neden ülkesini terk etmek zorunda kaldığını çok net anlıyorsunuz. Özellikle Tanrı, Şeytan diyalogları, ve Tanrı'nın adalet sistemi üzerine yapılmış diyaloglar kitabın en düşündürücü en hassas yerleriydi bana kalırsa. Saramago ile satırlarda yol alırken ,Siz de bu derin konuları düşünmeden geçemiyorsunuz. Kabil kitabından daha cesur yazılmış bu kitabı, önyargısız bir şekilde #okumadangeçmeyin diyorum.
İsa'ya Göre İncilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20183,135 okunma
Can
Kapağını henüz araladığım Saramago cesurluğu. İncelemenizden sonra daha bir şevkle okuyacağım.
Reklam
“Neden karnımı o zaman doyurmadınız?”
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2019 35. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2019 21:55
Seni kimse anlayamaz Martin Eden. Kimse! Seni okuyan binlerce, yüzbinlerce kişi dışında kimse! Bir temsil/örneklem mi yoksa gerçekten yarı otobiyografi mi? Ben her ikisini de fazlasıyla karşıladığını düşünüyorum. Martin Eden sadece Jack London’un sudaki yansıması olamaz, olmamalı. Yaşadığını düşünüyorum. Elimde değil. Fikirleri, fevriliği, coşkusu, hayalleri, enkazları, sınıfsal duvarlara karşı zırh gibi kuşandığı egosu, hayal kırıklığı ve aşkın güzelliğine olan tuhaf biatı... Bir örneklem olduğunu düşünüyorum çünkü; Martin Eden aslında aynaya baktığında mensubu olduğu sınıfın özelliklerini, mecalsiz bağnazlığını ayrıca fiziksel yansımalarını taşıyor. Martin Eden bir bağnazdı. Nasıl olmasın? Bağnaz olmalıydı, sefil hayatları çekilir kılan; ayrıca düşünme, sorgulama ve aydınlanma yetilerini körelten en önemli unsur bağnazlık değil de nedir? Yirminci yüzyılın işçi sınıfı içerisinde bulunan bağnaz ve kör biri olmalıydı! Tapınma ve biat heveslisi kitleler olmalılardı; çalışmaktan, yorgunluktan ve sefaletten hayatın dinamiklerini, fikir dünyasının evrimini keşfetmemelilerdi! Tıpkı günümüzün orta kesim diye adlandırılan şuursuz insan yığınları gibi! Günümüzde insanları kör etme ve uyuşturma işini medya üstleniyor. Popüler kültür öğeleri ile işçi sınıfı kesimine denk gelen kitleleri oylama işini oldukça başarılı şekilde yürütüyor. Fakat 20. yy’ın başlarında medya araçları bu gücü yerince kuşanmış değil. Onun için işçi kesimi daha sefil, daha yorgun ve daha bağnaz olmalı, en azından buna zorlanmalı! İşte Martin Eden’inimiz bu gerçekliğin içinde, bütün bunları anlatan bir ayna, bir temsil olarak bize merhaba diyor. Çalışmaktan uyuşturulmuş hayatında bir aydınlanma ve kendini yaratma çabasına girişirken tanıyoruz onu. Ruth’a olan hayranlığı ve aşkı ona büyük bir ışık gibi
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Zehra Ayyıldız isimli okura yanıt verildi
Can
Çok teşekkür ederim:)) Okucayacak olmana sevindim umarım sen de aynı coşkuyu ve hazzı hissedersin. Keyifli okumalar:)