Can

Ecce Homo'yu aradım ve bulamadım.
Puan vermedi·88 syf.··
2020 11. kitabı
Gerek resim sanatında gerekse edebiyata yerleştirilmiş temsillerde ve anlatımlarda her zaman ilgi duyduğum bir konu Jesus ve Judas. Heinrich Bloch'un 'Petrus'un İsa'yı İnkarını resmettiği eseri en etkilendiğim eserlerden mesela. Ama bu eserde bir tabloda anlatılan hikâye kadar etkileyici bir anlatım bulamadım. Belki de ben yakalayamadım. Türü nedeniyle detaylı bir konu bütünlüğü temennim yoktu fakat bu kadar kopuk ve karmaşık bir anlatım da beklemiyordum. Sanırım yazarın okuyucudan beklediği Yahuda'nın ilahi olarak nitelendirilen insanların arasındaki o gerçek insanın griliğini de yakalayamadım. Ama yine de bir fiyasko demek istemiyorum.
Edebiyat
Yahuda İskariotLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,255 okunma
Reklam
Kusursuz İnsan
Puan vermedi·1552 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 23:04
Yudum yudum bir intikamın, tarihi geçeklerle iç içe bazen kıssadan hisselerin kurgusunda ilerleyen hikayesi. Fransız romantizminin zaman zaman “ama bu kadar da olmaz ki dedirttiği” fakat o masalsı havada gerçeğe çok yakın bir tat bırakan 19. yy romanı. Bu zamana kadar editlenmiş kısa versiyonunu okumanın verdiği yanılgıyla gözümde sade bir intikam hikayesinden öteye gidememişti. Bir klasiği tam metin okumanın klasiğe hakettiği değeri verme hazzına eriştim sonunda. Sözlükteki anlamı, her dönem fütursuzca katledilen adaletin ve adalet yoksunluğunun, insanı ne gibi eylemlere, zaman zaman irrasyonel olabilen duygulara sürüklediğinin yansımaları adeta. İki tarafa ayrılmış bir ülkenin kimi tarafa göre trajedi ve yıkım, kimi tarafa göre zafer ve kurtuluş anlamına gelen tarihi olaylarının, kendi halinde bir adamın hayatını ne denli dönüştürdüğünü Dumas’ın romantik kaleminden okuyun. Adalet hakkından yoksun bırakılışın, adaletin insan duygularıyla (nefret, minnet) gerçekleştiğinde masumları, suçluları ve canileri ne denli yakabileceğine bir bakış açısı. İnsanları, Tanrı adına ilahi adaleti gerçekleştirenin kendisi olma yanılgısına dönüştüren ve her zaman sermayeden yana olan hak ve adaletin her dönemde aynı şekilde işleyişi, Emond Dantes ile empatinizi güçlendirecek. Fakat zaafları hatırlatan duygulardan arınmış saplantılı bir inanca, kendi duvarlarını ören rasyonelliğe bürünmüş bir adamın kusursuzluğundaki eksikliği keşfedeceksiniz. Ayrıca Napolyon Bonapart’ın sadece bir parmağını hapsolduğu adasından oynatışının bile koca bir ülkeyi nasıl çalkaladığını, monarşi ve cemiyet haramilerini ne denli titrettiğini görmek keyfime keyif kattı. Yeryüzünün sefilleri yine gözümün önüne geldi öylece. Bir kez daha ABC dostlarına özellikle Enjolras ve Gavroche’ye selam olsun.
Edebiyat
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
Bir Koro
Puan vermedi·460 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 17:36
Dram değil ancak cesaret olabilir her bir monolog. Ancak cesur insanlar çektiği korkunç acıları, haksızlıkları, kayıpları, vazgeçişleri gözyaşlarıyla anlatabilirler. Sayfaları dolduran cümleler Aleksiyeviç’in alıntılar yapmamız için bir araya getirdiği kelimeler değil. Hala yaşanan bir felaketin tanıkları, birer çernobil insanına dönüşmüş kişilerin anlatıları. Toprak altında kalan solucanlardan, bütün yeşilliği ve güzelliğiyle kontamine olmuş çayırların, ormanların da sesi adeta. SSCB’ nin önlenemez yıkılışına giden en büyük olay Çernobil. Lanetli bir rüzgarla üzerine kokusuz, cisimsiz bir ölüm yağan Belarus’a uzatılan bir mikrofon bu kitap. SSCB’nin gizli iç savaşlarına şahit oluyoruz. İnsan öldürmenin hala olağanlığına ve normalliğine, geleneklere bağlı yaşayan taşra halkının cahil bırakılışına ve o halkın ısrarla cahilliklerine çaresizce tutunmalarına, ana akım medyanın insan hayatını nasıl karartıp yok edebileceğine, imaj fetişisti siyasilerin korkunç birer ölüm robotları olmalarına, bilim insanlarına kazma kürek verip bilim beklemelerine, madencilere askerlere “kahraman” sıfatıyla nasıl “ölün” dendiğine... hepsine şahit oluyoruz. Hepsi devam ediyor. Sadece başka bayraklar altında başka masallarla devam ediyor!
1000Kitap
Çernobil DuasıSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 20171,274 okunma
Nehrin Kaynağına Yolculuk
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2019 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2019 00:27
Öyle bir durum var ki net, öz ve belki de çiğ kalacak bir “duygu bildirme” eylemini yazmadan geçemeyeceğim. O da şu ki BAYILDIM. Hayat, kader ve tesadüf üçgeninin açılarını toplarken yanlış bir geometrik cisim mi çiziyoruz, sorgulamasını bir Saramago okuru zaten aşmıştır diye düşünüyorum. Doğrusal iki paralel çizgi, bu üzerinde çok kafa patlatılan üçlemenin asıl görünümü olabilir mi? Tek bir kitapla zor, Saramago da dikte etmeyecek kadar nazik, bize de daha fazla okumak ve belki de açı toplamayı bırakmak kalıyor. Dümenin; seçimlerin, tercihlerin, eylemlerin ve kararsızlıkların elinde olup, rotaya yön verdiğini kabullenmenin o kadar da kavga çıkartacak bir yanı yok. İnsan varsa, his var, sağduyu var, dost var, düşman var, hırs var, intikam var, merhamet var; insan yoksa evren var, mükemmel ve korkutucu bir işleyiş var, çarkları var, karar yok, tesadüf yok, kader yok. Saramago’nunsa bunları anlatacak kelimeleri ve cesareti var. Kaos bir düzendir diyor yazar. Sadece biraz el atıp sıraya koymalı ve kaosu yönetmeli diyor. Kaostan kaçış olmadığından bahsediyor, hem de hiç bir alanda. Ne kendi bilincimizde ne televizyondaki bir filmde. Önemli olan onları nasıl sıraladığımız, nasıl gördüğümüz ve bize nasıl gösterildikleri... Hayatınızın bir anında kendinizi kopya olarak düşünmenin verdiği müthiş aldatılmışlık ve kibirle beslenmiş reddetme doluyor içimize. Tıpkı Tertuliano Mâximo Afonso gibi. O da biricik olduğuna inandığı zamanlarda böyle düşünmezdi. Sıradan depresif, kopuk, yalnız, meraksız, boşanmış bir adamken yakaladı bu duygular onu. Bir kopya ama tam tezat bir kopya ile mücadele etmek bir arayışa sürüklüyor bu biricik adamı. Nehrin akışına ters yüzüp, kaynağa ulaşmaya çalışıyor. Yolda sağduyu ve “kendi tercihleri” diye iki tane kürekle işbiliği içinde. Gerçi tek bir
1000Kitap
Kopyalanmış AdamJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20143,720 okunma
Puan vermedi·779 syf.··
Beğendi
·
2019 62. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2019 22:57
Uzun bir aradan sonra tekrar Dostoyevski okumak, onun karakterleriyle bir kaç gün boyunca yaşamak, öfkelenmek, gülmek bana doyasıya iyi geldi. Karakter demek Dostoyevski demek. İnanılmaz karakterler demek. Ama kendisinin de dediği gibi öyle hayattan kopuk, gerçek dışı, anlamsız kişiliklerden bahsetmiyorum. En sıradan karakter de onun sayfalarındaki yerini alıyor. Prens Mışkin’le uzun zamandan beri tanışmak istiyordum. Bu ‘budala’yı sürekli anlatırlardı bana. Budala demeden durabilecek miyim merak ettim. Dedim sanırım. Daha doğrusu zorunda kaldım. Pek bir doğrucuydu kendisi. Bir yüce ahlak değil. Lev Nikolayeviç Mışkin öylesine bir karater ki onu okuduğunu, onu irdelediğini düşünürsün ama bir bakmışsın onun karşısına oturmuş çay içen, gevezelik eden, anlamsız hayatından bahseden veya hiç yaşamadığı tecrübelerini anlatan onlarca karakteri analiz edersin aslında. Evet Prens Mışkin’in yanına düşmüş her bir karakter, okuyucunun karşısında savunmasız buluverir kendini. Özellikle ‘düşmüş’ diyorum çünkü zaman zaman bir kurban olduklarını düşünmeden edemedim. Zaman zaman nefret bile ettim bazılarından. Kendime benzettiklerimden bile. Çünkü hepsi Prens Mışkin’in yanındaydı. Onun iyi niyetli, kin ve nefretten uzak ruhu karşısında ezildiler diyemiyorum. Ezilirler mi böylesi bir budalın karşısında. Belki ezmezler de ama çıplak kalırlar bütün hırslarıyla, insanlıklarıyla. Bu açıdan bakmaya çalıştım kitaba. Prens Mışkin’in hayatında yer alan her bir karakteri böyle gördüm. Hoş, bir prens göremedi kimseyi. Gözüne soksam, uzak dur şu Lebedev’den desem yine anlamaz ki! “Sen onu tanımazsın, iyidir aslında” der ve belki beni bile ikna eder. Bunu mu öğretti acaba bana, insanların içindeki ışığı mı görmeliyim ilk önce? Döneminin Rusya’sı, yavaş yavaş yıkılmaya başlayan aristokrasi,
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Reklam