Öyle bir durum var ki net, öz ve belki de çiğ kalacak bir “duygu bildirme” eylemini yazmadan geçemeyeceğim. O da şu ki BAYILDIM.
Hayat, kader ve tesadüf üçgeninin açılarını toplarken yanlış bir geometrik cisim mi çiziyoruz, sorgulamasını bir Saramago okuru zaten aşmıştır diye düşünüyorum. Doğrusal iki paralel çizgi, bu üzerinde çok kafa patlatılan üçlemenin asıl görünümü olabilir mi? Tek bir kitapla zor, Saramago da dikte etmeyecek kadar nazik, bize de daha fazla okumak ve belki de açı toplamayı bırakmak kalıyor.
Dümenin; seçimlerin, tercihlerin, eylemlerin ve kararsızlıkların elinde olup, rotaya yön verdiğini kabullenmenin o kadar da kavga çıkartacak bir yanı yok. İnsan varsa, his var, sağduyu var, dost var, düşman var, hırs var, intikam var, merhamet var; insan yoksa evren var, mükemmel ve korkutucu bir işleyiş var, çarkları var, karar yok, tesadüf yok, kader yok. Saramago’nunsa bunları anlatacak kelimeleri ve cesareti var.
Kaos bir düzendir diyor yazar. Sadece biraz el atıp sıraya koymalı ve kaosu yönetmeli diyor. Kaostan kaçış olmadığından bahsediyor, hem de hiç bir alanda. Ne kendi bilincimizde ne televizyondaki bir filmde. Önemli olan onları nasıl sıraladığımız, nasıl gördüğümüz ve bize nasıl gösterildikleri...
Hayatınızın bir anında kendinizi kopya olarak düşünmenin verdiği müthiş aldatılmışlık ve kibirle beslenmiş reddetme doluyor içimize. Tıpkı Tertuliano Mâximo Afonso gibi. O da biricik olduğuna inandığı zamanlarda böyle düşünmezdi. Sıradan depresif, kopuk, yalnız, meraksız, boşanmış bir adamken yakaladı bu duygular onu. Bir kopya ama tam tezat bir kopya ile mücadele etmek bir arayışa sürüklüyor bu biricik adamı. Nehrin akışına ters yüzüp, kaynağa ulaşmaya çalışıyor. Yolda sağduyu ve “kendi tercihleri” diye iki tane kürekle işbiliği içinde. Gerçi tek bir