Bir şeyler yazmak istiyorum ama bir korku var içimde.Sanki Martin Eden her an kulağıma
"Seni Cahil!
Yazmak istedin, yazmaya da çalıştın ama yazacak hiçbir şeyin yoktu.İçinde ne var senin? Bazı çocukça kavramlar, birkaç az pişmiş duygu, çokça sindirilmemiş güzellik, koskoca ve kapkara bir cehalet." (syf:127)diye bağıracakmış gibi gibi bir tedirginlik var içimde.
Ama niçin tedirgin oluyorum ki? Gerçekleri söylemiyor mu?
Yüzbinlerce üniversite öğrencisi gibi bir kompozisyon yazamayacak kadar cahil değil miyim sanki?
Ah Martincim Ah! Ah ki ne Ah!
Biliyorum şu an çok kızdın bize ama en çok da eğitim sistemine kızdın değil mi?
İnanmak istemiyorsun bu halimize, 15 yıllık "Eğitim" alıp bir kitap okumayan, birkaç cümle yazamayan biz cahillere ne çok şey söylemek isterdin.
Ama Martincim şunu da söyleyeyim Bu eğitim sisteminde öğrenmeye giden bütün yollar kapalı.
Bu eğitim sisteminde düşünmeye, sorgulamaya, okumaya, yazmaya, uygulamaya yer yok.Bu eğitim sisteminde sadece ama sadece ezberlemek var.Çünkü biz insan değil birer robot ya da birer flash belleğiz.Çünkü bizim tek görevimiz bilgileri ezberlemek ve kaydetmek.
Neyse yüksek müsadenle başlayayım incelememe("Henüz başlamadın mı?" diye bağırma bana Martincim :ddd)
Martin Eden;
Aşkı için kendinden, geçmişinden uzaklaşıp Entel takılma çabaları için yüzlerce kitap okumaya çalışan bir proleter misin?(Bence olma entellik sadece okuduğun kitap sayısıyla ölçülmez.)
Yoksa yaşamak için her daim mücadele vermek zorunda kalan, alınteri ile çalışan hayatın tecrübeleriyle kuşanmış azimli,kararlı ve korkusuz bir insan mısın?(Bak bu daha iyi ama yine de eksik)
-Tam olarak ikiside değil Barışçım, bırak da ben anlatayım kendimi.
Öncelikle bir insanım, çalışan, mücadele eden, her zorluğa rağmen azimle, kararlılıkla yaşamayı becerebilen bir
Söyle bana... ağabeyim kılıcıyla bir adamın omzuna dokunduğunda ne diyordu? 'Git ve zayıfları öldür' mü? Yoksa, 'Git ve onları savun' mu? Üç Dişli Mızrak'ta bizim ejderhalı sancaktarlarımızın altında ölen, Viserys'in bahsettiği o cesur adamlar... onlar Rhaegar'ın davasına inandıkları için mi öldüler, yoksa bedelleri ödenip satın alındıkları için mi?