Karakterimiz George Bowling, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuruyor ve gerçekten nefes alabildiği, gerçekten yaşıyorum dediği çocukluk anılarından bahsediyor. Hayattan artık zevk alamadığı dönem ise 1. Dünya savaşı ve sonrası. Eskiye özlem duyduğu için eskiden yaşadığı yere gidiyor ama hüsranla karşılaşıyor her şey değişmiş ve birer hayalete dönüşmüştü.
Tolstoy yaşama dair sevincini kaybediyor ve düşünceleri onu intihara kadar götürüyor. Daha sonra hayatın amacını bulmaya çalışıyor yaşama sevincini yeniden geri getirmeye çalışıyor ve bunu yaparken içsel sorgulamalarla, dini inancın gerekliliğini ve hayatın amacı olduğunu buluyor. Bunu daha önce saptayamayışını gerçeklikten kopuk olmasına o zamanki popüler kültürden etkilenmesine bağlıyor. Halkın arasına yani emekçilerin arasına karıştığında oradaki alçak gönüllülüğü görüyor ve gururun boş olduğunu farkediyor. Bu sorgulamalarında her mezhebin kendini doğru kabul edip diğerini yanlış kabul etmesine anlam veremiyor. Çareyi her mezhepce kabul edilen dinin değişmez esaslarına bağlı olmanın en doğru olacağı kaanatinde buluyor.