Zaman geçiyor. İmkansız göründüğü zaman bile. Hatta saatin her tik tak edili insanın canını acıtsa da. Yavaş yavaş geçiyordu saniyeler. Yalpalayarak ve sessizliklerin içinde sürünerek. Ama bir şekilde geçiyordu. Benim için bile.
Sana söz veriyorum ki bu beni son görüşün olacak. Geri gelmeyeceğim. Seni bir daha böyle bir duruma sokmayacağım. Hayatına bundan sonra bensiz devam edeceksin. Sanki hiç var olmamışım gibi.
“Isabella.” Tam adımı söyledi ve serbest olan eliyle saçlarımı okşadı. O bana dokununca bütün bedenim ürperdi. “Bella, eğer sana zarar verirsem yaşayamam, bunun bana nasıl işkence ettiğini tahmin edemezsin.” Başını eğdi, yine utanmıştı. “Seni öyle hareketsiz, bembeyaz, soğuk düşünmek... Bir daha kızaramayacağını bilmek... Benimle ilgili bir şeyler hissettiğinde gözlerindeki pırıltıyı göremeyecek olmak... Buna dayanamazdım.” Parıldayan gözleriyle bana baktı. “Sen şu an benim için hayattaki en önemli şeysin. Hiçbir şey benim için bu kadar önemli olmamıştı.”