Avucumun içindeki yarayı ovarak Malyen'in sesinin ,"Bize bir şey olmayacak, Alina. Hiçbir şey olmayacak," dediğini duydum.
Yastığıma, " Umarım öyle olur, Malyen" diye fısıldadım ve gözyaşları dökerek uykuya daldım.
Kızın yanında duran oğlan ona dönüp," Neden yemek yemiyorsun?" diye fısıldadı.
"Pişirdiği her şey ot gibi de ondan."
"Ben seviyorum"
"İyi de sen ne bulsan yersin."
Dolabın kapağından çıkan çıtırtılarla ürktüler.
Hemen ardından oğlan , "Bence çirkin değilsin,"diye fısıldadı.
Kız,"Şşt!" diye kızdı ama dolabın karanlığında gülümsedi.
Onların böyle sevgiyle , birbirine kırılmadan dalaşmaları Memed'i mutlulandırıyordu. Bu iki yaşlı insanın kurdukları dünya bir sonsuz bir sevgi ,bir hoşgörü dünyasıydı. Dışarıdaki gürültü gittikçe büyüyordu. Memed şu iki çocuklaşmış insanı düşünüyordu. "Bütün insanlar böyle olsalar, " diye geçirdi içinden." Bütün insanlar böyle... Kim bilir ne güzel olurdu şu dünya , şu insanoğlu!"
" Kalbim senindir, Jest . Onu hak edip etmediğini bilmiyorum. Kahraman mısın yoksa bir hain misin bilmiyorum. Ama bir önemi varmış gibide gelmiyor. Kalbimi sana verdim bir kere."
Catherine ayağa kalktı , masanın diğer tarafında Hapkacı'yla yüz yüze durdu.
"Eğer tüm hayatın yalansa lüksün ne anlamı var ki ? Oraya artık geri dönemem. Ben Jest'e aitim."