Cress

Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hakiki felsefe, bir çeşit özgür irade determinizmidir. Parçaların kötülüğü yadsınamaz ama bütün de kötü olamaz. Bu yüzden pratik kötümserlik metafizik iyimserlikle birleştirilebilir. Felsefeye yakın olmayanlarıniz asla radikal olmamış ve sistemini asla yoluna koyamamıştır. Bu insanlar birbirini izleyen saatlerin cazibesine ayak uydurarak zamanın makul bir bölümünde ya da bir başka bölümünde belli belirsiz yaşamaktadırlar.
Sayfa 21
Onların en üst düzeydeki hükümdarı kendi dillerinde "sol"(güneş)adını verdikleri başrahiptir. Bizim dilimizde olsa ona Metafizikus derdik. Dini, manevi ve dünyevi işlerdeki en büyük ve yüksek düzeydeki güç sahibi odur; bütün sorunlar, anlaşmazlıklar onun yargılarına göre karara bağlanır. Öteki üç şef eşit yetkilerle donanmış olarak onun yanında yer alırlar. Pon, Sin, Mor. Bu sözcükler bizim dilimizde Güç, Bilgelik, Sevgi anlamına gelmektedir.
Sayfa 10
"Sartre'ın felsefesinde asıl önemli kavram, Kierkegaard'da da olduğu gibi, varoluştur. Bu bağlamda varoluş, basitçe ortada var olmak değildir. Bitkilerle hayvanlar da ortadadır, onlar da vardır, ama var olmanın ne anlama geldiği sorusuyla ilgilenmek zorunda değillerdir. Varoluşunun bilincinde olan tek canlı insandır. Sartre'ın deyişiyle, fiziksel nesneler sadece 'kendinde' vardır, insan ise 'kendi için' var olur. Yani insan olmak bir nesne olmaktan farklıdır."
Sayfa 512
'Doğa halkları'nın Avrupalılardan daha sağlıklı ve mutlu olduğu, çünkü uygarlıkla tanışmadıkları öne sürülüyordu. 'Doğaya dön' çağrısı Jean Jacques Rousseau'ya aittir. Rousseau'ya göre doğa iyiydi ve dolayısıyla 'doğal haliyle' insan da iyi bir varlıktı. Bütün kötülüğün kaynağı insanı kendi doğasından uzaklaştıran uygarlaşmış toplumdu. Bu yüzden Rousseau çocukların 'doğal' saflığını olabildiğince sürdürmek gerektiğini savunmuştur.
Sayfa 360