Herhangi bir toplumun, herhangi bir cemaatin veya herhangi bir ferdin dünya görüşü, gittiği yol ve yaşam tarzı Allah'ın hükümlerine göre belirleniyor, bu ilahi hükümlere göre şekil alıyor ise; bu toplum, bu cemaat veya bu fert İslam dini üzeredir.
“Yaşlılıkta bana İsmâîl ve İshâk’ı veren Allah’a hamdolsun. Şüphesiz ki benim Rabbim, duayı işiten ve duaya icabet edendir.”
“Rabbim! Beni ve zürriyetimi namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul et.”
“Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde beni, annemi, babamı ve tüm müminleri bağışla.”
(14/İbrahîm, 39-41)
Kur’an-ı Kerim’in nelere şâmil olduğu, engin muhtevasından anlaşılacağı gibi, aşağıdaki ayet-i kerimede de bu gerçek beyan edilmektedir:
“Biz Kitab’ı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara da bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” [4]
Ayet-i kerimede geçen “her şey” ifadesi, özellikle inanan insanların ahenkli bir nizam içinde yaşamaları için gereken her şeyi kapsamaktadır.
Netice olarak, İslam dininin kapsamı böylesine geniş, böylesine kuşatıcı olmasına rağmen, İslam dinini sadece bazı ibadetlerden ibaretmiş gibi açıklayan resmî veya gayriresmî din görevlileri, hiç şüphesiz ki açık bir cahillik veya açık bir ihanet içindedirler.