Cuanᵀᵉᵛʰⁱᵈ ꨄ

Cuanᵀᵉᵛʰⁱᵈ ꨄ
آمَنْتُ بِاللَّهِ وَكَفَرْتُ بِالطَّاغُوتِ 𝑪̧𝑨𝑹𝑬 𝑺̧𝑬𝑹𝑰̇𝑨𝑻 Küfre rıza küfürdür.
İslam gerçeği şayet namaz, oruç, hac gibi bazı ibadetlerden ibaret olsaydı, Kur’an-ı Kerim’deki: “Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim...” [3] buyruğu, namaz, oruç ve hac hükümlerinin hemen arkasından indirilir ve Kur’an-ı Kerim beş, on sayfalık bir kitap olurdu. Oysa biliyoruz ki “Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim...” buyruğu, İslam’ın bütün bir yaşantıya intizam veren siyasi, ekonomik, iktisadi, sosyal ve diğer konulardaki hükümleri beyan edildikten sonra indirilmiştir. Beş, on sayfa değil, altı yüz beş sayfa olan Kur’an-ı Kerim’de bütün bu konulara yer verilmektedir. Nitekim razı olacağı dinin nasıl ve ne şekilde yaşanacağını ilahî vahiy ile beyan eden şanı yüce Rabbimiz, bu ilahî vahyin noksansız bir ifadesi olan Kur’an-ı Kerim’de; insanın Allah ile münasebetlerinden, kendi nefsi ve şeytan ile; kâinat ve dünya ile; aile ve akrabası ile; insan ve toplum ile; İslami veya gayri İslami devlet ile; yöneticiler ve liderler ile; kanun ve hükümler ile; âdet ve ananeler ile münasebetlerine kadar bütün bu konulara ferdî ve toplumsal düzlemde açıklık getirmektedir.
Ayet: Maide,3
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İslam'ın ilk dönemlerini inceleyebilmekle mümkündür.
Oysa biliyoruz ki İslam dinini hem teoride hem de pratikte net olarak tanıyabilmek, teorinin ve pratiğin aynı berraklıkta bulunduğu İslam'ın ilk dönemlerini inceleyebilmekle mümkündür. Ancak bu dönemler incelendiği zaman, İslam'ın ne olduğu, insanlara ne getirdiği, nasıl ve ne şekilde yaşanması gerektiği görülecek ve dolayısıyla sonraki asırlarda İslam adına yapılan tüm tatbikatların ne derece İslami olduğu anlaşılabilecektir.
Din
Din adamı kıyafetindeki resmî veya gayriresmî bu satılmışlar…
Koruyucu önemli inkılaplarda bulunmuştur. Daha sonraki dönemlerde ise laiklik kanunlaştırılmış ve Diyanet Teşkilatı kurularak, devletin menfaatlerini kutsayan resmî din anlayışı vaaz edilmeye başlanmıştır. Bu anlayışa göre din, insanların sadece ahiretini ilgilendiren bir hadisedir. Bu hadisede insanlarla Tanrı arasına girmek, politik çıkarlar için dinî duygulardan faydalanmak, en açık ifadeyle dini istismar etmektir. Kimsenin Allah ile kul arasına girmeye hakkı yoktur. İnsanlar istedikleri gibi namaz kılıp, istedikleri gibi oruç tutabilirler. Çağdaş devlet yönetimi ise on dört asır önceki dinî hükümlerle değil, yine çağdaş ve medeni olan hükümlerle mümkün olacaktır. Bu hükümleri dinî hükümlerle değiştirmeye çalışmak, devletin temelini dinî hükümlere oturtmak gericiliktir, yobazlıktır!.. İşte bizlere uzun yıllardır anlatılan ve bizlerin de uzun yıllardır yuttuğu safsatalar bunlardı. Bu anlatılanlara “safsata” dememiz, henüz bu safsataların tesirinde olan bazı samimi kimselerce yadırganabilecektir. Tabii ki onların bu durumunu gayet doğal karşılıyoruz. Çünkü yalanların yalan olduğunu bilmek, ancak doğrunun ve doğru ölçülerin bilinmesiyle mümkündür. Oysa bu insanlar şimdiye kadar doğrularla değil, birbirine arka çıkan, birbirini destekleyen sayısız yalanla karşılaşmışlardır. Hatta ve hatta din adına söylenen bu yalanları, din adamı kıyafetindeki birçok satılmıştan dinlemişlerdir. Din adamı kıyafetindeki resmî veya gayriresmî bu satılmışlar, yönetimin başında hangi faşist, hangi kapitalist olursa olsun ona methiyeler yağdırmışlar, onların dine isnat ettikleri yalanları yine din adına teyit ve tasdik etmişlerdir. Netice olarak Türkiye’de ismine “İslam” denilen, fakat gerçek İslam’ın gerçek düşmanı olan birçok din anlayışı ortaya çıkmıştır.
Din
O’na karşı korkularından dolayı kalpleri ürpermektedir.‎
‎Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun razı olduklarından başkasına şefaat etmezler. Ve O’na karşı korkularından dolayı kalpleri ürpermektedir.‎ ‎(21/Enbiyâ, 28)
Din
Diyanetin Din Anlayışı
Müstekbirlerin her türlü menfaatlerine kafa salladığı, toplumdaki insanların aldatılmasında önemli bir fonksiyon üstlendiği için söz konusu resmî din anlayışı, müstekbirler nezdinde kutsal bir anlayıştır. Nitekim, "Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır." ilkesinden hareket ederek vergisini veren pezevengin kazancını kutsal gören resmî anlayış, aynı emperyalist çıkarcılıkla dine yaklaşmakta ve resmî din anlayışını da bu yaklaşıma göre kutsamaktadır. Tabii ki bu resmî din anlayışının İslam'la herhangi bir ilgisi yoktur. Fuhşu ve fuhşiyatı, faizi ve faizden kaynaklanan her türlü melaneti reddeden İslam; elbette ki fuhşiyatı, faizi ve faizci sistemi baş tacı edinen kapitalistlerin beğenisini kazanmayacak ve onlardan kabul görmeyecektir. Çünkü onların İslam'ı kabul etmeleri demek, haksız çıkar ve menfaatleri reddetmeleri demektir.