Denna’nın adını taşıyan ince kâğıt şeridi kıvırdım ve avludan eksik olmayan rüzgârın onu elimden koparıp geride kalmış az sayıdaki güz yaprakları arasında savurmasına müsaade ettim.
Kâğıt avlu taşlarının üzerinde dans etti. Benim idrak edemeyeceğim kadar karmaşık bir düzenle dönerek daireler çizdi. Fakat hava kararana değin beklememe rağmen rüzgâr onu alıp götürmedi. Avludan ayrılırken sorum hâlâ Rüzgârın Evi’nde dolaşıyordu. Rüzgâr bir cevap vermese bile pek çoğunu ima ediyordu. Evet. Hayır. Belki. Başka zaman. Yakında.